Hep kendine çıkan
Bir yokuş insan.
Bıkmıyor asırlardır
Kendiyle kavgasından.
Ne vazgeçiyor sevdadan
Ne de umutların
Kanadından
Gün de damlasa
Yüreğinde akşam
Süzülürken
Ufuklardan;
Yakamoza bulanan
Teridir emeğin
Soluk soluğa tüten
Fabrika bacalarından.
Madenden sızan kan
Ve her yıl binlerce kurban
Sistemin çarklarına adanan
Bir deniz olmalı, masmavi
Alıp oltamı gidebilmeli
Ve sonra kapatıp gözlerimi
Gün boyu düşünmeliyim..
Balık tutmak filan değil amacım
Elbette onları besleyebilirim
Güneş'e benzer,
Gerçek dostlar;
Bir ömre sığdığı kadar
Yaşamla sınanırlar.
Melek trompetleri gibi
Sabahla beraber
Kaç avuç yıldızla
Yıkanır dersin
Gökyüzü,
Akşam saatlerinde..
Kaç kulaç su
Hüzzamdır anılar
Gün gelir
Türkü olur
Dökülür dudaklardan
Gün gelir
Bir nihavent bestenin
Yaşam,
Güneş giymiş bedenine
Bol da gelse,
Şu sıcak yaz gününde;
Yudum yudum içip te,
Ege'yi soluyor yüreğim,
Ne olduysa
Senden sonra oldu Atam.
At izi, kurt izi derken
Karışıverdi izler birbirine;
İzindeyiz diye diye,
Sağa baktık
Bırak taşsın yüreğinden
Duyguların,
De ki, Nil’in bereketi..
Boşuna değil bu coşku bu hüzün,
Yürek dolusu sevdadır
Buruk ta olsa kimi zaman
çok hoştu, kalemin daim olsun...
çok hoştu, kalemin daim olsun...