Bu şehir
Senden önce de vardı.
Zeytinle omuz omuza
Çam kokan rüzgarların
Özlem şarkılarında.
Martıların serkeş çığlıklarında
Dön yüzünü
Denize
Çökerken karanlıklar
Geceyle üstümüze
Yakamozlar
Gün ışığıyla mı tutuşur
Yaşamak, bir sofra ki çocuğum;
İnsan, ölürken bile gideremez açlığını.
Sevgiyse bir içki, keyifleneceğin,
Sahtesine kapılıp, zehirleme dünyanı...
Önce kendini tanı çocuğum.
Yıl yorgunu
Gün vurgunu
Mülteci soluklarda yüreğim.
Bir sen kalmıştın
Yakıp kavurmayan
Yeşili süzüp de damıtırken
Uykum kaçınca
Uyandım sabahın köründe.
Hava da bir alem
Soğuk yerinde..
Kalktım
Kömür attım
Olimpos'tan
Bir gece mi çalsam
Tanrıların inadına
Umutlarını mı yoksa.
Zaman, çalmış çalacağını zaten
Zeus bile karışmış kayıplara
Kırkaltı yıl bu,
Dile kolay..!
El yordamıyla geçmedi ki,
Bu yıllar..
Sevincin en küskün çağında,
Durup, dururken,
Güneş, denize düştü dün gece.
Ay bile direnemedi,
İlerleyen saatlerde
Denizin cazibesine..
Bulutlardan,
Bir türlü sağamadığım
Anladık,
Can veriyorsun toprağa;
Ve seninle ısınıyor tüm Doğa.
Yaşam seninle var elbette;
Sayende,
Işıl ışıl gökyüzü..
Akıp giderken zaman
Kapıldık yelkovan telaşına
Ne hüzzamın tadına vardık
Her gün batımında
Ne hazanın
Dökülen yapraklarla.
çok hoştu, kalemin daim olsun...
çok hoştu, kalemin daim olsun...