Penceremde asılı kaldı günün son ışığı,
Odanın köşelerine sindi görünmez bir toz bulutu.
Masada tek bir bardak, içinde soğumuş bir çay,
Duvarlar, anlatılmamış hikayelerin sessiz şahidi.
Sokaktan geçen ayak sesleri yabancı,
Her adımda biraz daha uzaklaşıyor dünya.
Kendi sesim bile yabancı geliyor kulağıma,
Yalnızlık, aynadaki o tanıdık ama uzak sima.
Zaman, bir sarkaç gibi vuruyor boşluğa,
Her salise, odadaki dumanın içine süzülüyor.
Eski bir kitabın sayfaları arasında kalmış kuruyan gül gibi,
Hatıralar da dokundukça ufalanıp dökülüyor.
Gölgem bile benden bir adım ötede sanki,
Sanki o da çekiniyor bu koyu sessizlikten.
Aralık duran kapıdan sızan soğuk bir rüzgar,
Bir şey fısıldıyor; kaçmak ister gibi kendinden.
Karanlık köşelerde bekleyen eski bir şarkı,
Sözleri unutulmuş, ritmi yorgun ve cılız.
Yıldızlar bu gece her zamankinden daha uzak,
Ve gökyüzü de en az benim kadar kimsesiz, yalnız.
İçimde uçsuz buçaksız bir kış bahçesi,
Çiçekler açmak için değilmiş gibi
Garip bir umut doluyor içime
Rüzgar her çaldığında kapıyı
Ama gelen sadece sahipsiz bir fısıltı...
Kayıt Tarihi : 1.04.2026 20:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!