Dolunaya sarıldım,ipek bir dokunuşla,
Birde rakının beyazına,özlemek gibi,
Kaybedilen hayatları ruhuma işlerken özledim,
Ekmek uğruna madenin ziftine,
Çoçuğu uğruna karbonmonoksite ölenleri özledim,
Sessizce, omuzlarıma uzanan huzur
Sakince, göğsüme yaslanan yaşam
Hınzır adamını okuyan gözlerin,
Adanmış masumiyetimsin...
Gün an, Masumiyet
Dile gelse sessiz hecelerin ,
Sevdanı anlayamaz, acemi kalırlar.
Bizi saklar sarı çiçeklerin, mavice.
Korkarlar, apansız bensiz kalmaktan.
Gün an, Mavice
Güneşe doğmam lazım, uzaklara
Sevgilere uzak bir yerlere doğru,
Sadece ışığın yansımasına mesela,
Bir sigara yakıp yansımalara sessiz bir kayboluş,
Zihnimin karmaşık gürültüsü susar belki,
Benim yolculuklarım senin gözlerine idi,
Bazen kırmızı,bazen mavi bazende zifiri gözlerin…
Kurşun gibi sesi yüksek gözlerin..
Dipsiz bir kuyunun anlamsızlığı, kendi sorularında yokolmuşluğun izi,
Yokoluşamı? Varoluşamı gider ferin…
Soğuk,sert.
Islak, nefessiz.
Hızlı, engelsiz.
Sel, karanlık.
Ayrılık, çamur.
Ölüm …. Karaçay.
İyi niyetin adı yok ki,
Toplum açmazlara bulanmış,
Güvensizlik olmuş yaşamak,
İş güç topu atmak, birine yuvarlamak
İş olmuş bu insanoğluna,
Yoksun zamanları, varsıl yaşatanım.
Az kaldı, silinip, var olmayacak zamanım,
Bir sen bileceksin, öyküleri ve sonu,
Hediyem, yaşam izim olacak, yürüyeceksin!
Gün an, İz
Kabule bıraktım aşkı,
Varlığının şüphesizliği ile
Ellerin şekil verecek yürüyüşüme,
Nefesin verdikçe ellerine bıraktım.
Gün an, Kabul
işin özü iyi olmakta değil, o hikaye
Öz bencil olmakta, kendine dair olmakta
iş aşağı tarafa bakmamakta,
sonuç sadece yukarıya bakmakta,
Geriye ise hiç dönüp bakmamakta...
İşin özü orada...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!