Ağırdır hayat yükü,
Bilemeyiz küçük iken,
Baban anlatır,anan söyler sen duymazsın,
Ağırdır güçlü ol derler,duymazsın.
Sabırdır bu yol,
Yumuşak fakat koyu karanlık,
Kahve tadında bir yalnızlık,
Sessizce yitip gitmek,
Farkedilmeden… Ölmek!
Güneşe doğmam lazım, uzaklara
Sevgilere uzak bir yerlere doğru,
Sadece ışığın yansımasına mesela,
Bir sigara yakıp yansımalara sessiz bir kayboluş,
Zihnimin karmaşık gürültüsü susar belki,
Benim yolculuklarım senin gözlerine idi,
Bazen kırmızı,bazen mavi bazende zifiri gözlerin…
Kurşun gibi sesi yüksek gözlerin..
Dipsiz bir kuyunun anlamsızlığı, kendi sorularında yokolmuşluğun izi,
Yokoluşamı? Varoluşamı gider ferin…
Soğuk,sert.
Islak, nefessiz.
Hızlı, engelsiz.
Sel, karanlık.
Ayrılık, çamur.
Ölüm …. Karaçay.
İnsan bakar, bakar konuşur,
Dolu konuşur boş konuşur ama konuşur,
İnsan, insana dıştan bakar,şüphe ile
Bakar yüze değil,ardına konuşur
İyi niyetin adı yok ki,
Toplum açmazlara bulanmış,
Güvensizlik olmuş yaşamak,
İş güç topu atmak, birine yuvarlamak
İş olmuş bu insanoğluna,
Sokaklar, Arnavut kaldırımı
Topuklarımız acıyor bazen,
Tüm çıkmazlar yokuş yukarı,
Adım adım vazgeçmiyor yüreğim.
Gün an, Adım adım
Geceye sarıldı garib gözlerim,
Sessizliğine esir düşmüş, kabuller.
Aradılar, aradılar şafak vaktine ışığı,
Tıpkı dün gibi, bitmeyen arayışları...
Gün an, Aradılar
Pencere aralık, sessiz ışıklar gozgöze
Aylar' dan Aralık, soğuk ayak parmaklarım
Kitaplarım kol boyu yakın, odam ise uzak
Soğuk, uzak, sessiz, göz göze iki duman,
Sigarayı iki nefes çekiyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!