Bırak sen bu kirvem ayaklarını
Prangalarını kır
Çünkü eskimezler
Bir demir paslanır belki
Ama öyle hemencecik
Elli altmış senede
En erken ben gitmişim Camiye
Daha kimse yok
Gezindim caddede biraz
Dükkancı kıza uğradım
Sen çok erken gelmişsin dedi
Neyse girdim camiye
Keder bozar insanın ağzının tadını
Gözlerinle baktığın şeyler
Hiçbir mana ifade etmez olur ruhuna
Sanki Aslı değil de
Fotokopisi gibidir dünya
Dağa dağ dersin
Her insanı herşey kesmez
Mesela beni uzay kesmiyor
Yok apollo bilmem ne
Soyuz falan filan
Ulan senin uzay dediğin yerde
Bu dünyanın kızları gibi var mıdır
''Şair öyle söylemiş
Mardindende Karacoğlan mardinden
Seven bilir ayrılığın derdinden
Sevgi bir nehir
Oyar gider vadileri
Bizimki evin balkonunun önüne düşmüş
Her nasılsa bir yerden
Üşenmemiş açmış yaz demeyip
Yerinin yarı gölge olması ve
Balkonların yıkanması
Bizimkine hayat vermiş
Ben önceleri böyle durmazdım hiç
Duruşumu kaybettim
Daha önceleri böyle vurmazdım hiç
Vuruşumu kaybettim
Peşlerine arabamı çivi gibi sürerdim
Sürüşümü kaybettim
Nasıl anlatılır bilmemki
Bu sonsuz sayıdaki farklılık
Kiminin sesi ile başlar olanca güzelliği
Kiminin eli ile
Yani sadece eli bile
Bir ömür sevmeye yetebilir gibidir sanki
Allah kadını yaratırken
Bebekler süt içsin diye
Memelerini de yarattı
Gel sen koca bebeklere anlat;
Çocukların annelerin memelerini
Bebeklerden çok seviyorlar
Afedersiniz tam bir
Eşek çayı
Ne bir rayihası var
Ne bir ruhu
Akşama kadar gûya
Çay içiyoruz diye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!