Gözlerimde paslı bir demir çürüyor,
Zamanın süzgecinden sızarken kumlar,
Uzakların gölgesi vurur alnıma,
Yalnızlık tavanı deler geceleri.
Bir tren sesi yırtar sessizliği,
Raylarda ömrümün kırık parçaları,
Yarını olmayan bir sabah vakti,
Rüzgâr saçlarımı tarar sabırsız.
Haritasız bir denizde sal gibiyim,
Pusulamı yitirdim çok önceleri,
Yıldızlar bana küskün bakıyorlar,
Ufukta bir leke gibi kaybolduk.
Aynalar yabancı bir yüz gösterir,
Yıllar yüzümde haritalar çizmiş,
Gençliğim uzak bir ülkeydi sanki,
Ardımda bıraktığım o şehir yorgun.
Gök gürültüsüyle sarsılır bu düş,
Toprak suya hasret, ben sana suskun,
Bulutlar siyah birer tül misali,
Üstüme örtülür yavaşça akşam.
Zaman eleğimden dökülen un gibi,
Tutmak isterim avucumda erir,
Kuşlar göç eder içimdeki yayladan,
Ardından bakakalır kör pencereler.
Bir çay bahçesinde soğuyan bardak,
Yarım kalmış sözlerin tortusu var,
Hayat bir romandı yarım okunan,
Sayfaları rüzgârda savrulup gitti.
Karanlık çökerken odanın içine,
Gölgem duvarlarda uzun bir boyundur,
Sessizlik çekiçle örer örsünü,
Kalbim ağır bir yükle sınanır yine.
Toprak altındaki kökler dirilir,
Benim köklerim ise havada asılı,
Ne yere basabilirim ne göğe çıkmak,
Ara arafta kalmış bir ruh gibiyim.
Yolun sonu görünür sisler arasından,
Adımlarım geriye doğru kaçar,
Uzaklar yakın olur birdenbire ömre,
Gözüm dalar gider sonsuzlukta.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 14:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!