Tüm yapraklarımı döktüm, sonbaharına
Naif yanlarına yürüdüm koşar adım
Sesinin buğusunda konuştum
Sessizliğinde anladım, yorulduğunu hayallerinin
Şimdi kolay mı sanıyorsun bir nefes uzakken
Duvarlar arasında sıkışmak..
Adını sorduğum yerde unuttum yüzünü
suskun dudaklarımdan devşir özünü
bakma yüzüme gözlerime çizgilerime
içimde bin yılın eskitemediği nemli hüznü
sen yenileyemezsin...
sen beni bu asra sindiremezsin
hep aynı fikirlere örnek oluyor bedenim,
bu zift karası pisliği kazıyıp atabilsem,
temizlense beynimin gizli mabedi..
hep tek fikir bu zehre dönüşen aklım vebeynin kölesi beden,
kendi başınalığıma beyaz kefeni giydirip,
zift karası arzularımı gömmek istiyorum,
Korkuyorum,
Tüm şiirlerin baş köşesine kurulacaksın diye
Keskin bir kış günü,
Bir kaç öpücük pahasına,
Vazgeçilen bir ömür...
3 Ocak' tı hatırlıyorum
özledim demek yeter mi
seni geri getirmeye
kurtarıp dev şehrinden
avuç avuca bir son yazmak
yok ben
yok ben
Sen önce çık yola
Kaç kaçabildiğin gibi
O zaman farkına varacaksın
Gözlerine sığmayan dünya
Avuçlarında kaybolacak,
O zaman anlayacaksın
Yürek kalkındıran bir demokrasidir,
Varlığın,
Yokluluğunun köleleri vardır,
Çöl de su gören seraplı gözler gibi,
Yokluğunda omzuma yakışan sıcaklığın vardır..
Aynı adımları, aynı sokakta atar gibi,
Sevişmeden de oluyordu
Kilometreler ile ölçemiyordun
İçkiliydin biraz
geleceğim inan
nisan gibi,
bahar gibi,
temmuz gibi
yaz gibi...
geleceğim inan,
uykular gibi korkulu bir aşk..
ya biterse kalırsa yolun bir yerinde,
bekareti bozulmuş kısa cümleler üzerine kurulan sevdaların,
yarımdır solukları ayaküstü sevişmelerde..
öznesiz kelimeler kurarlar yarım saatlik öykülerine,
hoşçakal aşk,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!