Yollara düşmek için vaktin geldi geçiyor,
Ruhunu saran duman usul usul uçuyor,
Sabahın ilk ışığı karanlığı biçiyor,
Artık bu dar kafesten çıkıp da gitmelisin.
*
Eski kırbaç izleri sızlasa da sırtında,
Ne bir hatıra kalsın ne bir heves yarında,
Terk edip gitmek varken bu acı diyarı da,
Atını ıssızlığa dehleyip sürmelisin.
*
Kırbaç şaklamasından korkmasın hiç atların,
Tozlu yollara düşsün o yorgun pusatların,
Kırılsa da havada uçan tüm kanatların,
Geçmişin küllerini rüzgara vermelisin.
*
Bir nehri geçmek için suları yaracaksın,
Karanlık ormanların sırrına varacaksın,
En sonunda kendini uzakta saracaksın,
İçindeki devi de uykudan silmelisin.
*
Gök gürler şimşek çakar dağların arkasından,
Bir nefes almak için çık esir hırkasından,
Sıyrıl artık dünyanın tükenmez kavgasından,
Hayatı bir su gibi sakince içmelisin.
*
Kendine acımayı bırakıp yürü şimdi,
Çürüyen köprüleri ardında sürü şimdi,
Kanayan yaraları sessizce bürü şimdi,
Ufkun kızıllığına yüzünü dönmelisin.
*
Bir gölge gibi seni takip eden dünü at,
Mahmuzla o toprağı kalbine bir neşe kat,
Durma artık burada bu eski zindanı sat,
Atını dehleyerek sınırdan geçmelisin.
*
Susuz kalmış çöllerde seraplara inanma,
Yalan dünya mülküne sakın ola dayanma,
Uyandığın bu rüya gerçek olur da sanma,
Dizginleri asılıp ufkunu seçmelisin.
*
Sürüp git bu yolları geriye bakma sakın,
Aydınlık sabahlar da karanlıklardan yakın,
Göğsüne bir cesaret nişanı hemen takın,
Kendini bu boşluktan dehleyip itmelisin.
Kayıt Tarihi : 10.08.2026 16:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!