Sokak lambaları çekilirken kuytulara,
Ağır bir perde iner göğüs kafesimin ortasına.
Zaman, dişlileri arasında öğütürken ömrü,
En ıssız köşesini ayırdım bu koyu mavinin sana.
Yıldızlar küser, tenimden dökülürken sükûnet,
Saatler susar, geriye kalır yalnızlığın saltanatı.
Duvarlara vuran gölgeler birer dilsiz şahit,
Rüzgâr, kırık bir yaprak gibi çarpar taşa.
Ne bir tutunacak dal kalır ne yankı veren dağ yamacı,
Kelimeler biter, ruhum bir sınır çizgisinde kalakalır.
Her hatıra, kör bir bıçak gibi keser karanlığı,
Ve ben bu dipsiz coğrafyada, adını sayıklarım.
Ne gece biter ne de içimdeki o dinmeyen fırtına,
Sabahın ilk çizgisi bile söküp atamaz bu rengi tenimden.
Bütün yollar kapanır, bütün kapılar yüzüme sürgülenir,
Geride ne bir ses kalır ne de zamansız bir avuntu.
Ve göğsümün üzerinde, mühürlü bir son cümle gibi durur,
Sana adadığım o en koyu, en dilsiz yalnızlık.
Gök kubbe çatlar, dökülür asırlık çınarların yaprakları,
Kör kuyularda yankılanır sönmüş bir yıldızın duası.
Zamanın süzgecinden süzülürken geride kalan tortu,
Ruhumun körfezinde demir atar hayalet gemiler.
Ne bir liman kalır sığınacak, ne de fenerin ışığı,
Karanlık, en kadim diliyle sarar bütün ufukları.
Bir köprü kurulur şimdi öteki yakaya, gaipten gelen,
Adımlarım benden habersiz, kendi gölgemi izler.
Her taşta bir ah, her rüzgârda kayıp bir yüz vardır,
Aynalar yüz çevirir, tanıyamaz olur kendi yansımasını.
Boşlukta asılı kalır dualar, ne göğe varır ne yere iner,
Suskunluk, en ağır cübbesini giyer bu gecenin tahtında.
Ve nihayet çözülür teni tutan o gizli bağlar,
Zaman durur, mekân erir, bir kül yığını kalır geriye.
Ne gecenin sonu gelir ne de sabahın ilk şafağı,
Sonsuzluğun sarkacında sallanır sessizliğin bedeni.
Bütün yollar bittiği yerde başlar ya hani,
Ben o bitmiş yolların ortasında,
Sana yazdığım gecenin orta yerinde,
Kendime yabancı, sana mühürlüce kalakaldım.
Ve sabah, kendi kanına bulanmış bir bıçak gibi sökülür,
Ufuk çizgisi, geceye çaldığı son rengi de kusar toprağa.
Göz kapaklarımda asılı kalan o ağır sükûnet,
Bütün yalanları temizler, gerçeğin çıplak ayazıyla.
Artık ne arayan kalır bu ıssız menzilde ne soran,
Zaman, kendi kuyusunda boğulur nihayet.
Toprağa düşen son damla, bütün nehirleri susturur,
Göğsümdeki mühür çözülür, dökülür içimdeki asırlar.
Sana yazdığım o sonsuz gecenin defteri kapanır,
Ve ben, benden geriye kalan son külü de savurarak rüzgâra,
Aynadaki silüetime son kez veda ederim.
Karanlık bitti,
Söz bitti,
Ve ben, nihayet başladığım yerde tükendim.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 16:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!