Limonlar sarıya dönmüştür
Portakal çiçekleri açmıştır beyaz beyaz
Turkuaz dalgalarıyla denizin kıyısında hurmalar palmiyeler
Salınmıştır yeni güz rüzgarlarıyla
Güneşin turuncu ateşine bulutlar gelmiştir bazı bazı
Dağlardaki yeşillikler biraz daha koyuya çalmıştır
Seni İstiklâl Caddesi'nde mi
Ya da Taksim Meydanı'nda mı
Görmüştüm, hatırlamıyorum
Ama üstünde parçalı sarı kırmızı forma vardı
Ve sen Mayıs zaferleri gibi tatlıydın
Bir toprak
Çiçek verir ağaç verir
Bir toprak uğruna
Kaç binler can verir
Kolay değil
Vatandır bu
Kuğu değildir
Şu deli nehirlerde gezen
Dağlarda uçar serseri bir atmaca
Sarışın çiçekler açar
Sarp kayalardan yaylalara doğru
Bulut çeker de yine uykusuz
İstanbul'a yağmur mevsimi gelmemişti daha
Gittin
Yapraklar serilmişti çoktan yerlere
Şimdi
Borçlarını ödeyip kurtulmak için
Sokak sokak gezen
Yağmur yağsa
Gül uyansa
O çocuklar
Geri dönse
Temizlense
Karanlıklar
Kulağım
Uzayıp giden
Dışarıdaki merdivenden gelen
Ayak seslerinde
Hiç biri benim için değil
Hiç biri bana gelmiyor
Ey dağlarını kurban eden
Yanığına deniz basmış
Hüzünlü yoldaş
Kayalıkların mı ağlasın
Şelalelerin mi
Kime dert yanasın
Yapraklar çatırdayıncaydı
Henüz sıcaktı
Pastırma yazıydı
Trafik
Kaos
Korku
Döndüm döndüm, kendime gelemedim,
Yâr için düştüm de, sıladan geçtim.
Bir söz söylesem dağlar ağlaşır,
Ben aşkı cem eyledim, serden geçtim.
Gönül bir ateş, külü Fırat’ta,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!