Topraktı fayans olmadan evvel,
Kendi halinde, dilsiz ve derin bir uykuda.
Bir gün geldiler, ölçtüler, biçtiler,
Sınırlar çizdiler çamurun kalbine.
Sertleşti toprak, kurudu, beyaz bir kibir oldu,
İnsan basıp geçsin, kirini akıtsın diye.
Oysa sessizdi her şey,
Sessizdi o halka parmaktan düşmeden evvel.
İşte tam oradaydım, suyun en çıplak yerinde,
Zamanın ve evliliğin o ağır rengini üzerimden yıkarken.
Bir ses.
Madeni, soğuk ve geri dönüşsüz bir çınlama.
Fayansın göğsüne çarptı altın;
Bir anlam bitti, bir yuva ufalandı o vuruşta.
Altı toprak, üstü alyans.
Arada sıkışıp kalmış bir ömrün logaritması.
Ah zavallı fayans, ah benim evcil yalnızlığım!
Sen mi daha çok üşüdün, o yuvarlak yalan mı?
Üzerinde akıp giden sular bile yıkamıyor artık
Anlamını yitirmiş bir bağlılığın tortusunu.
Şimdi ne zaman baksam o köşeye,
Sadece beyaz bir taş görmüyorum;
Yitirilmiş bir mukaveleyi,
Ve altına bakıp üstünü unutmuş bir dünyayı görüyorum.
Kayıt Tarihi : 27.09.2016 01:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!