her sabah günaydın aşkım diyerek
güne başlıyorsam bilki aşığım
telefon açıpta sana nasılsın
diye soruyorsam bilki aşığım
bir bardak çayım var birde sen varsın
bu son şiirimdir sana yazdığım
bir daha ismini anmayacağım
bu son yanılgımdır sana kandığım
bir daha sevgine kanmayacağım
dilimden düşmeli senin soyadın
giderken dünyamı yaslı bıraktın
kalbimi gönlümü paslı bıraktın
ardında bir kerem aslı bıraktın
bir ben ağlıyorum birde istanbul
yollarım bitmiyor taştan topraktan
uzak durma ne olur bana yakın ol biraz
yasaklama kendini bırak seni seveyim
dokunmak istiyorum ellerimle eline
uzaklaşma yanımda bırak seni seveyim
üç günlük ömrümüzden dünü bitirdik çoktan
hüzün sokağına yolun bir düşsün
içinden çıkılmaz bir hal alırsın
kanadın kırılsın kolun bir düşsün
içinden çıkılmaz bir hal alırsın
bir savaşçı gibi yorgun yaralı
saat kaç olursa olsun aldırma
kapımı ansızın gel çal bu akşam
yık tabularını kurallarını
benim kollarımda gel kal bu akşam
gözlerimiz gülüp hayaller kursun
üşüyorum tek başıma
üşüyorum yanlızlıktan
dört duvarın arasında
üşüyorum sensizlikten
hayalin yansır duvara
aklımdan neler neler geldi geçti sensizken
hepsini unuttumda bir seni unutmadım
ayrılık şarabını kadeh kadeh içtimde
kör kütük sarhoş olup yar seni unutmadım
yumruklarımı sıkıp duvarlarda kanattım
gönlüm bu akşamda efkar deryası
içimdeki derdi atmaya geldim
ıstıraptan uzak kederden uzak
seninle bir gece tatmaya geldim
gözlerine baksam sabaha kadar
mademki ayrılık bana son sözün
bende durmam artık kalkar giderim
madem görmeyecek seni hiç gözüm
yaşadığın şehri yakar giderim
sen öyle bir hançer vurdun bağrıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!