hayalimde düşümde silemedim bir türlü
gözlerinin rengini hayat veren sesini
gül kadar güzel kokan yumuşacık tenini
avuçlarımı yakan sıcacık ellerini
unutmadım sevgilim unutmadım bir türlü
hüzün sokağına yolun bir düşsün
içinden çıkılmaz bir hal alırsın
kanadın kırılsın kolun bir düşsün
içinden çıkılmaz bir hal alırsın
bir savaşçı gibi yorgun yaralı
saat kaç olursa olsun aldırma
kapımı ansızın gel çal bu akşam
yık tabularını kurallarını
benim kollarımda gel kal bu akşam
gözlerimiz gülüp hayaller kursun
doğacak güneşi beklemek kadar
seni beklemekte ibadet bence
tanrıya yalvarıp ağlamak kadar
sana ağlamakta ibadet bence
tanrıyı sevmeyen kulu severmi
hayatın hep rahat huzurla geçmiş
bir yokuşta bile zor olmadın sen
ne yokluk yaşadın ne kara sevda
çıkmazlar içinde kor olmadın sen
nerden bileceksin yaşadığımı
bir zalim oturmuş gönül tahtıma
kurtaramıyorum kendimi ondan
her adım atışta yolun sonunda
yeniden en başa dönmekten bıktım
gördükçe onu ellerin yanında
ben yenildim her aşkta her sevgide yenildim
seven hep gönlüm oldu sonunda da ağlayan
dönüp bakmadım bile gidenlerin ardından
bulutlara karıştım sonunda da çağlayan
bir gün olsun dönüpte demedim neden niçin
her sabah günaydın aşkım diyerek
güne başlıyorsam bilki aşığım
telefon açıpta sana nasılsın
diye soruyorsam bilki aşığım
bir bardak çayım var birde sen varsın
uzak durma ne olur bana yakın ol biraz
yasaklama kendini bırak seni seveyim
dokunmak istiyorum ellerimle eline
uzaklaşma yanımda bırak seni seveyim
üç günlük ömrümüzden dünü bitirdik çoktan
giderken dünyamı yaslı bıraktın
kalbimi gönlümü paslı bıraktın
ardında bir kerem aslı bıraktın
bir ben ağlıyorum birde istanbul
yollarım bitmiyor taştan topraktan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!