bastığın toprağı inletiyorsun
aleme ahvalı dinletiyorsun
şu koca dünyayı titretiyorsun
sen nasıl bir şeysin anlayamadım
gözlerin güneşin batışı gibi
sahte dostların seni bırakıp gittiğinde
beni yanlız başına kaldığında anlarsın
terkedilmek acısı canına yettiğinde
beni yanlız başına kaldığında anlarsın
bir pişmanlık başlarken gözlerinden gönlüne
hasretin günbegün artıyor bende
hala yokluğuna alışamadım
özlemin sanki dağ büyür gözümde
sensiz ben bu eve alışamadım
vefalı dostların aramaz oldu
çocukluğum gençliğim nerde güzel günlerim
uzansam tutamamki çok uzakta dünlerim
zamana yenildiler kurduğum hayallerim
gerçeklerle başbaşa kaldıkça ağlıyorum
ilk aşkımda ihanet ilk aşkımda ayrılık
bir çiçek açarken gönül bağımda
dikeni bağrıma batırıp gittin
umudun en büyük güneşi sendin
güneşi gönlümde batırıp gittin
sen hayal kurmaya başladığım gün
günler gelip geçtikçe ümidim azalıyor
seni gelirsin diye artık beklemiyorum
kalbim yaşlandı artık bedenim yorgun düştü
kan çekildi damardan ayaklarım üşüdü
bu nasıl ayrılıktı gözlerimde büyüdü
seni gelirsin diye artık beklemiyorum
ben şu yalan dünyaya
seni sevmek için doğdum
adın hasret belki özlem
ben adını sevda koydum
ben şu yalan dünyaya
en güzel anımı sende yaşadım
mutluluk dnilen bu olsa gerek
benim olan beni senle paylaştım
tarifsiz duygular aşk olsa gerek
yaşanır böylesi duygular ancak
Degismem sevgini degismem inan
Ben senin askini cennet bilirim
Unutmam adini unutmam bir an
Ben senin askini cennet bilirim
ey gönlümün güneşi hayatım canım aşkım
mutluluğum baş tacım nereydesen artık gel
gönlüm çıkmaz yollarda deli divane şaşlın
dayanacak halim yok neredeysen artık gel
her sabah bir gece eklemekten usandım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!