Durusu vapuru yarar boğazı
Atarım Eminönü'ne adımımı,
Adım başı çıkar karşıma
Arabın kara çarşafı.
Cağaloğlu'ndan Cevizlibağ'a
Tıpır tıpır iniyorum merdivenleri
Çıkışlar öbür yandan diyor görevli
Sürüyorum ayaklarımı şehirle öteki yüze
Geliyorum şehrin karanlığıyla yüz yüze.
Yenikapı taraflarındayım
Tutuştururum anlamazsın .
Cihanda benim gibi sevdalı bulamazsın.
Ben seni sen daha sevmezken kendini
Severim, Belki kırarım belki kırarsın,
Ne ara tutuşur ellerimiz anlamazsın.
Soluğum kesildi,
Kırık aklımın üç yeri,
Yıl iki bin yirmi dört
Taksimdeyim,peşimde iki serseri,
Deminden beri apansız darlıyorlar beni.
Birinin akı ak,cefası cefa,sefası sefa
İstanbul bucak bucak
Yaşar içinde milyonlarca ocak
Kozmopolit yapısıyla
Açar her gelene kucak.
Salacak trabzanları aşkla bakar kız Kulesi'ne
Oturmuşuz bir banka,izliyoruz Şehr-i Mukaddes'i
Karşımızda bütün ihtişamıyla Beylerbeyi.
Üç martı,üç dost olmalılar,üstümüzden uçuyorlar,
Bunlar mutlak aşk sevda hüzün olmalılar.
Ellerimizde birer şişe
Kapatıyorum pencereleri,
Açıyorum ranzayı,
Dertli dertli çalıyor Neşat baba
Külleniyorsun cıgaramın dumanında.
Yarım kalmış şiirlerle dolu masam,
Yağmurlar yağardı memleketime
Seyyarlar toparlardı tezgahlarını mahzun mahzun
Muşambasız kalmış tekerlekliler ve korumasız insanım
Sığınacak ilk köşeye koşardı,koşabildiği kadar
Vapurların düdükleri susardı tüm gün
Demirledikleri limanlardan bakarlardı
Gidecek yolum çok,
Atım yok ,
Tevellüt dayanmış yetmişe
Dizimde derman yok.
Gurbet elde bahtsızım,çulsuzum
Sağanaklar altında açmışlar şemsiye,
Girmişler kol kola yürüyorlar caddelerde,
Giyinmişler iki dirhem bir çekirdek,
Onları koruyan masmavi bir şemsiye tek.
Sûretlerinden okunmuyor hüzün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!