Abdalıyam ahımın
Kan şarabın içer nefsim
Susuz deli, divane gezerim
Dilim kesik söz etmem
Halsizim, Durak bilmem
Edeb izin sürer, göz sürmem
Dar gelir bu alem, gök kubbe zindan kadar,
Ruhum tenden ırak, bilmem ki can nerededir?
Pervane misaliyim, şem'in ateşine ram,
Bir kandil gibi yandım rüzgarların önünde
Ab-ı hayat aksa damarlarımdan, susuzluğum sendedir
ab-ı hayat aşkı bulsaydı
Narında erenler yanardı
Marifet, olmaksa odun yanardı
Aşk susarken ateşte, dünya yalandı
Aşk yandı gönül susadı eşikte
Aceleye gelmez hayat
İğne deliğinden geçerken
Şah damarından, yatağında
Aheste aheste ecele gider
Hayat, geçilmeyen yârdan
İnsan oldu olası, kendisini yücelten ben merkezli benliği kabullenir.Ona hizmet etmeyen gerçekleri inkar eder. Gerçeği inkar ettiğin sürece kendine yalancı bir yabancısın. Acı olan gerçek değil, geç kalınmış yüzleşmedir
Acıma, canın acıyorsa,
Acıtan yara kadar ayaktasın
Bir o kadar değerli,
Canın yanıyorsa, değer mi?
Fırtına, rüzgara değer mi?
Öldürmeyen de yaşamaya...
Acı, var oluşun mayasıdır
Güneş aydınlığa karanlıkta,
Cenin, postu insana;
Dost, hakikate;
Acı ile çıkar
Acıyan da güler haline
Hal yanılır, yanlıdır idrakine
Düşünce düş, gerçeğine
Acıtır, acıyı gülünesi hal ile
Dosta düşman
Postuna üryan zahir
Gizdir pençesinde
Acze düşen kibir
Aczine küskün
Sevmeyeni seversin
Seveni üzersin
Fakirsen zenginsin
Varlıklıyken aç gezersin
Aslına uymayan şikayetin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!