Aşk yormaz, yorulur...
Aşk, kırda aç gezer
Kıraçtır, susuzdur toprağı
Uykusunda olmayan sabahların,
güneşinde filizlenen ümitlerinde
Yemyeşil bir denizdir, içine sığdıramadığın hayallerinde
Aşkın rengi mavi
Kanatlanıp uçmak gibi
Rengi değildir gözlerin,
Kaybolmaktır derinlerinde
Gök mavisi yüreğin...
Ay aydınlığa hasretken, ışığı taşır gözlerin
Mehtaba karşı yakamozlar, kıskanır seni
Tek başına tutunamadığın dalın gölgesindesin
İmkansızın cehenneminde, cennetim sensin
Adını koyamadım senin, üzgünüm
Bazen diyorum kendime
Öyle bir bağlansak ki seninle
Göze gelmeden diz dize
Söz etmeden göz göze
Fırtınaya demir atsak korkmadan
Yelkenler suya inmeden önce
Beklemek zor kararsız kaldığında
Beklentinin içinde sen varsan
Ne ayağına gelir ne de uzağına düşer
Elbet gelir, yanlız düşünmediğinde,
İstemediğinde ve artık beklemediğinde
Öyle ki yakında bile olsa vazgeçtiğinde...
Şu hayatta benden başkasını tanımam
Bir beni bilirim, bir de beni bilmeyeni
Bıraksalar beni, bileceğim bilinmeyeni
Söylesem görüp de söyleyemediklerimi
Kime kalır, kaldı? Gizemi, bildikleri...
Beni, sende sensiz eden kader
Kan içinde kansız kalasın
İçtin içimin nehirlerini
Bir damla su olsan içmem seni
Zahmet edip de gözüme sürme hurileri
Görmüyor gönül bahtı kör kaderi
Ben sana sürgün, sen bana tutsak
Mesafeler mi yakın oldukça uzayacak
Söyle beni şimdi sende kim tutacak?
Ay tutulsa gözlerin, hasreti benden bilecek
Beni arasan da bulamazsın
Ismarlama Allah'a beni
Gelemezsem isyan edersin
Nazar edip nazına, küstürme beni
Göremezsen kendine ziyan edersin
Bilemedim, bildikçe unuttum
Gitmeden geldim, bilmeden sevdim
Tanımaya ne vaktim oldu ne de beklentim
Bittiginde anladım kimseyi bilmediğimi
Yetmedi, yetişemedim kimseye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!