Tozlu raflar arasında adın
Sayfaları körelmiş; sözler, özüne küsmüş
Gönül perdesi inmiş aşkın
Başın eğmiş öne; göz, yaşına küsmüş
Savrulmuş sevda; aşk, rüzgara küsmüş
Aşk yormaz, yorulur...
Aşk, kırda aç gezer
Kıraçtır, susuzdur toprağı
Uykusunda olmayan sabahların,
güneşinde filizlenen ümitlerinde
Yemyeşil bir denizdir, içine sığdıramadığın hayallerinde
Aşkın rengi mavi
Kanatlanıp uçmak gibi
Rengi değildir gözlerin,
Kaybolmaktır derinlerinde
Gök mavisi yüreğin...
Ay aydınlığa hasretken, ışığı taşır gözlerin
Mehtaba karşı yakamozlar, kıskanır seni
Tek başına tutunamadığın dalın gölgesindesin
İmkansızın cehenneminde, cennetim sensin
Adını koyamadım senin, üzgünüm
Ay meftun, Ben hayran, ışığım gözlerin...
Eğilir gölge başın üstünde,
Eğildim, başım başın üstüne...
Gel-e-meden Bahar, yazımda seni özledim
Seremedim, halimi karanlıkta, ışığını özledim
Bakmadan gördün de n'oldu?
Gözü açık, körler var
Okumadan hak, bildin de n'oldu?
İblise kalem tutan, beşer var
Bazen diyorum kendime
Öyle bir bağlansak ki seninle
Göze gelmeden diz dize
Söz etmeden göz göze
Fırtınaya demir atsak korkmadan
Yelkenler suya inmeden önce
Beklemek zor kararsız kaldığında
Beklentinin içinde sen varsan
Ne ayağına gelir ne de uzağına düşer
Elbet gelir, yanlız düşünmediğinde,
İstemediğinde ve artık beklemediğinde
Öyle ki yakında bile olsa vazgeçtiğinde...
Bende kaldı
Geriye kalanlar,
Bekleyenlerin olsun...
Giden gitti
Geldiğinde giden de
Şu hayatta benden başkasını tanımam
Bir beni bilirim, bir de beni bilmeyeni
Bıraksalar beni, bileceğim bilinmeyeni
Söylesem görüp de söyleyemediklerimi
Kime kalır, kaldı? Gizemi, bildikleri...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!