Uzaklara daldım yine
Esrarı, esip geçtiğim
Rüzgara sakladım
Sakındığım tabular yıkıldı
Surları arafta kalmışlığın
Yıktı mihrabını gece, şafağa uyandım
Aşk acısı, sorulur mu ayrılığa?
Ahını almış bulut, ıslanırken gözlerinde
Faydası yok, yaydan çıkan okun kendine
Canın yanar da, yanmazsın haline
- Nasıl unut derim?
Tozlu raflar arasında adın
Sayfaları körelmiş; sözler, özüne küsmüş
Gönül perdesi inmiş aşkın
Başın eğmiş öne; göz, yaşına küsmüş
Savrulmuş sevda; aşk, rüzgara küsmüş
Aşk yormaz, yorulur...
Aşk, kırda aç gezer
Kıraçtır, susuzdur toprağı
Uykusunda olmayan sabahların,
güneşinde filizlenen ümitlerinde
Yemyeşil bir denizdir, içine sığdıramadığın hayallerinde
Aşk bulaştı cemreye
Yer göğe evrildi,
Derya çöl aştı
Islandı bulut,
Yüreğinde açtı
Cemre indi,
Aşk çıt kırıldı çat kapı
Gelendi kanatsızdı uçarı
Uç-a-madan kırıldı çıtası
Uçurtma çekti ipini
Aşk, Duvarda asılı kaldı
Aşk hebadır, sevgi feda
Can katlanır, eğilmeden bükülür
Sığmaz, sığ, yârdan ayrı uçurumlara
Aşk heva'dır, Sevgi cefa...
Kör görmez,
Aşk için öldüm
Aşkla gömüldüm
Masallar söylemedi mi?
Toprağın bol olsun
Aşk Sırdır, sır dilsiz toprak
Sokak sokak aradığım, kaybolduğum o gözlerin
Kendi yurdumda sürgün, kendi tenimde yabancı.
Ne gitmene izin verebildim, ne de kalmana yetti gücüm,
Askıda kaldı kalbimin yarısı
Şehirler üstüme yıkılır her adımda, her sokakta
Aşkın karesi, kökünde Cem'dir
Naz eden bahar, kusursuz
Yürekte açan cemredir
Nazende yâr, otağında
Gönül salan, çelebi sultandır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!