Meyve veren ağaç; taşlanır yüreğim
Yeter ki, yüreğin taş olmasın
Köklerin sağlamsa, merhametine engel olmayı beceremiyorsan üzülme sakın
İhtiyacın olan güneşi sevgin, yağmurları; gozyaşlarn hak ettiğin noktaya taşır yeter ki, ümitsiz olma...
Hiçbir şey değilim
Doğduğum gibiyim
Güneş, bazen doğacak;
Batsa da gün, masmavi olacak
Olmak için erken...
Kaybetmeden bulduğum,
İyi insanlar, neden fazla yaşamıyor hiç düşündün mü?
Her önüne gelen iyi olsaydı eğer;
ve iyiliğin bir sonu olmasaydı, kim arardı?
Arayıp da bulamadığın;
İyiliği, merhameti, ölümsüzlüğü...
Kaç kere yenildim sana
İnan, bilmiyorum
Cenneti gördüğüm gözlerinde
Kaybetmeyi göze aldıysam benliği
Yerine sevemedim,
ne seni, ne de kendimi...
Kapat gözlerini sakın açma
Gözlerinle göremeyip,
Yüreğinle hissedebilecegin derinlerde bir yerdeyim...
Seninleyim aynı zamanda, aynı mevsimde
Aynı rüyanın mutlu sonunda
Güldüğünde gülüşünde açan gamzenin bıraktığı izin goncasında
Hiç beklemediğin anda
Ansızın, bir yıldız gibi düşersin
İçine dert olur kaçan son gemi
İçinde kalan ömrün, kayıp bir şehir
Kıyısında sana ait bir liman
Kimliksiz aidiyetin son pişmanlığıdır
Ne gam, ne tasa
Umurumda mı dünya
Kime az geldi?
Kim kaldı da kendine, vermedi?
Zahmeti çekene, bereketi işi bilene
Bu cihan herkese yeter
Kıyamda kıyıldı nikahı kıyametin
Kimse kim? Var mı önemi vekâletin?
Yoldan çekilmiş nöbetteki şeytan
Yer gök; kana bulanmışken, doymayan insan...
Aması yok, âmâsı çok karanlığın
Anlamını yitirdi zaman içinde sen olmayınca
Akrep ile yelkovan arasındayım
Geçmiyor zaman, içimden geçse de hiç durmadan
Kusura bakma, kusur arayanda
Seni bulmak gibi bir kusurum yok
İçimde olmanın rehaveti üstümde
Mat ettin beni, şah damarımda
Ruh bedenden uzak, akıl firarda
Cümle devrik, urgan yağlı,
Ben yitik sevda...
Sen ömrümden çekilen sehpa
Olduğunda, olduramadığın yar(a)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!