Özlemedim diyorsam, bil ki yalan dediğim,
Hasret canım yakmıştır, olmuştur söylediğim
Seninleydi mutluluk, nasıl inkâr edeyim,
Başkasını sevemem, sensin benim sevdiğim.
Bu karanlık dünyama güneş gibi doğmuştun,
ÖZLEMİN BİR BIÇAK GİBİ KESKİN
Sokağın köşesinde eski bir bankta,
Yarım kalmış cümleler fısıldaşıyor…
Bir garip âşık oturmuş orada
Seneler gelip geçti, hâlâ her şey dün gibi,
Unutmam mümkün değil, bir an bile ben seni.
Gündüz hayallerimde, gece rüyalarımda,
Özlemle bekliyorum, bana geri dönmeni…
Söz vermiştin giderken, dönecektin tez elden,
Mutluluğun resmini çizebilir misin?
Ya da ihanetin şeklini, şemalini...
O tablonun üzerindeki renkler bir şeyleri anlatmaya yeterli mi?
Çaresiz kaldın değil mi?
Yine de sen pembe boya,
Hiçbir zaman gerçek olmayacak hayalleri.
Rüyadan farkı yokmuş, yaşanan o günlerin,
Tez uyandık uykudan, o tatlı rüya bitti.
Bıraktığı izleri, derinden daha derin,
Ah şu üç günlük ömür, gençlik de elden gitti…
Gelmez tekrar o günler, hepsi mazi oldular,
Rüya imiş gördüğüm,
Tez uyandım uykudan.
Nasıl geçtin ey ömrüm?
Hiç farkında olmadan…
Bahar derken, yaz derken,
Sanki rüya görmüşüz,
Bunu yeni anladık,
Yok, eski günlerimiz,
Uykudan tez uyandık
İkimize aitti
Beraber yaşanılan, o güzel günlerimiz,
Ne kadar özlesek de, hepsi mazi oldular.
Mümkün değil yeniden, o günlere dönmemiz,
Onlar yıllar öncesi, birer anı kaldılar…
Tertemiz duygularla, yaşanan bir aşk vardı,
Tezden gelirim deyip, buralardan giderken,
Onulmaz acı kattın, şu üç günlük ömrüme.
O günleri düşleyip, seni hayâl ederken,
Buruk bir hüzün çöker, yaralanmış gönlüme.
Senelerde geçiyor, naçar hâlde beklerken,
Onun ismi Bahar’dı.
Yeşil gözleri vardı.
O pembe yanakları,
Gamze güller açardı.
Güzellerden güzeldi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!