Yine sen geldin aklıma,
Benim doyamadığım dünyam.
Sonbaharda dalından kopan yaprak misaliyim,
Savrulurum rüzgârlarda,
Tutunacak dalım yok, neyleyim...
Yalancı zalim,
Niye aldattın beni?
Giderim ardından,
Mecnun, Ferhat misali.
Yalvarırım sana,
Bir film şeridi gibi geçiyor hayat gözlerimin önünden sanki…
Yalandan dost görünenlerle oyalama beni hayat;
onlarla geçecek fazladan zamanım mı kaldı,
yoksa sen bana yeni bir ömür mü vereceksin?
Alıştım artık—
çıkarlar üzerine kurulmuş sahte dostlukların ardından,
Sanat, sessiz gecelerin
karanlık yalnızlığında
sana sarıp teselli eden
bir dost gibidir.
Kimi zaman
bir şiir, bir şarkı, bir türkü
Kahpe düzene…
Son nokta!
Uzanır ellerim,
karanlık bir boşluğa.
Ve tuttuğu her şey…
Yalnızlık mı?
İnsanlar neden bazen yalnızlığı seçerler, biliyor musunuz?
Mutlak bir cevabınız vardır elbet.
Ama asıl sebep şudur:
Yalnızlık özgürlüktür.
Rüzgâr, hayallerin ardında bir başına
denizleri, limanları aşmış;
âşıkların yürüdüğü sahillerde esip gezmiş,
gecenin tam ortasında dağların zirvesine varmadan
bir ormanın içinden geçerken—
binlerce ağacın arasında
Sen diyorsun ya;
“Ben sana, senin kendinden daha yakınım.”
Ben buna tutunarak yürüyorum.
Ama bilirsin,
yol uzun,
kalp aceleci,
Sen diyorsun ya;
“Ben sana, senin kendinden daha yakınım.”
Ama biz,
bu kadar yakına rağmen
çoğu zaman Seni kaçırıyoruz.
Yol diye tutunduğumuz şey
Sen buyuruyorsun ya;
“Ben kuluma, onun şah damarından daha yakınım.”
Bu söze sığınıyorum.
Ayakta kalışım da,
yoruluşum da
Senin bilgindedir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!