Her zaman gönlümde
boş bir çerçeve asılı sallanıp durur;
ardımdan konuşan riyakarların, çıkarcıların, yüzsüzlerin,
görünmeyen resmi asılı...
Çünkü ben onların yüzüne bakmaya utanıyorum.
Öyle özledim ki seni,
Sana yazdığım satırlara sarılıp
Seni kucaklıyorum.
Hasretinle yanarken geceler,
Sessizliğin içinde adını fısıldıyorum.
Oy benim göz bebeğim...
Gün gelir, zaman geçer,
Ateş söner, küle döner...
Nice yaralar gelip geçer,
İzleri hatıraya döner.
Kimi insan için
takvimde görünmeyen bir gün saklıdır,
ne doğum günüdür o,
ne de takvimde işaretli bir tarih…
Yalnızca kalbinde hissedersin,
gökyüzü değişir o gün,
Özlem dolu yüreğim sızlıyor bu gece,
Sanki dört duvarda, her yanımı sarmış anılar!
Duvarın birinde 8 milimlik film oynuyor,
Maziden siyah beyaz, kopuk kareler de hatıralar.
Öpüp koklayıp kucaklayamam o yıllarda gülümseyen gözleri,
Artık gözlerime bakmıyorlar.
Özlem sarınca benliğimi,
Hatırlarım Kur’an’ın ilk harfini.
Özlem sarınca ellerimi,
Habersiz semaya açılan dualar gelir aklıma.
Özlem düşerken uzak yolların ardına,
Rabbimin aşka yol verdiği kalpler gelir aklıma.
Papatyalar getirdim sana,
bembeyaz masum sayfalar gibi her bir yaprağı.
Sarı bir nokta tam ortasında,
“dokunma” diyor sanki bana…
Bir çocuk kalbi gibi ürkek,
bir çocuk kadar masum.
Hayallerime, umutlarıma hep seninle tutundum...
Düşüncelerimde,
her yaptığım işte, her nefeste, umutlarımda,
planlarımda da hep sen vardın.
Ama hiçbirini gerçekleştiremedim.
Çünkü yaşanan ve gerçek olan tek plan
Hayallerime, umutlarıma hep seninle tutundum...
Düşüncelerimde hep sen vardın;
Her yaptığım işte, her nefeste, umutlarımda,
Planlarımda hiç eksik olmadın.
Ama ben hiçbirini gerçekleştiremedim,
Ranzalar dizilmiş duvardan duvara…
Gözyaşlarıyla boyanmış,
Rutubet kokan duvarlar.
İsyanlar kazılmış sağa sola,
Her taraf hasret kokuyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!