Dilin “sevmiyorum” dediğinde,
Kalbin tasdik etmiyorsa...
Boşuna uğraşma güzel,
Gönlünü kandıramazsın!
Yazdığım kelimeler anlamsız kalıyor,
Eğer seni anlatmıyorsa, canısı...
Sen yoksan içinde,
Şiirler sadece yirmi dokuz harfin
Hece hece dizilmiş birer gölgesi oluyor.
Ve kelimeler…
Anlamını yitirmişti zaman, bir gece yarısında...
Karabulutlar bir araya gelince fırtınalar koptu yüreğimin karasında.
Hayallerimin anahtarı olan umutlarım, düşüncelerimden kopup kaybolduğunda,
Limana uzak bir gemiyim; engin denizlerin tam ortasında...
Güvertede patlıyor dalgalar ardı ardına.
Paslanmaya yüz tutmuş duygularım, dalgaların isyanıyla baş başa kalınca,
Hayal olsa da şimdi,
Yaşlı gözlerimin önünde acı hatıraların.
Kapılara, yollara bakıp,
Dipsiz kuyularda kaybolmak istediğim anda
Dalıp gitme, gözlerim, karanlıklara.
Karanlığın girdabında kaybolma artık...
Saat gecenin yarısı...
Seninle, sensizliği yaşıyorum.
Gökyüzüne daldım.
Hatıralar, yıldızların arasından göz kırpıyor bana.
Kimi ışıl ışıl gülümsüyor,
Kimi sessizce yanımda oturmuş gibi.
Artık düşünmüyorum…
Neden sana yazamadığımı,
Neden cevap alamadığımı
Ya da neden yazmamı istemediğini...
Çok sordum kendime.
Vicdanınız rahat olsun.
Kendinizi, kalbinizi suçlamayın.
Ben üzülmedim sandınız belki…
Oysa ben sadece yoruldum.
Hem de çok…
Çok yorgunum.
Bugünleri özlediğim zamanı,
Tekrar beklediğim günlerden daha çok özleyeceğimi
Hiç düşünmemiştim.
Ama çocukluğumu…
Onu çok özledim.
Eğer bilseydim…
Umutlarımı, hayallerimi çalanları aramaktan…
Beni benden alanı ararken kendimi kaybetmekten,
Her gün, aynı sabaha gözlerimi açmaktan,
Yaşamak için bir sebep arayıp bulamamaktan,
Ardına bakmadan gidenin yollarına
Bıkmadan, usanmadan bakmaktan yoruldum.
Bir fincan acı kahvenin
Kırk yıl hatırı varsa,
Baldan tatlı bir sohbetin
Ömrünce sürer hatırası.
Tadı kalır damağında,
Ölüm ayırsa da ardından.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!