Bir yara var içimde, sızlıyor.
Seninle aydınlanan yıllar şimdi karanlık.
Damla damla gözyaşlarımı durduramıyorum;
Her damlada adını anıyorum.
Unuttum derken unutmuyorum.
Vicdanınız rahat olsun.
Kendinizi suçlamayın, kalbinizi hiç...
Üzüldüğümü sanmayın, aldanmayın.
Ben sadece yoruldum...
hem de çok yoruldum.
Aşka yüreğim kapalı dedim
Gönül kapımı çalmaz…”
Ama aşk—
kapıyı çalmadı…
kırıp geçti.
Fırtınalar koptu…
Papatyalar getirdim sana,
bembeyaz masum sayfalar gibi her bir yaprağı.
Sarı bir nokta tam ortasında,
“dokunma” diyor sanki bana…
Bir çocuk kalbi gibi ürkek,
bir çocuk kadar masum.
Bilmecenin İpucu
Erdin Şallıel
Ay ışığı, gecenin mavisiyle
toprağa dökülmüş bir sır gibiydi.
Yıldızlar bir bilmecenin ipucu gibi
Sararıp solmadan esen rüzgârlarda savrul,
Toprakla buluşmadan...
Şu yalan dünyada arayıp bulur musun beni?
Ben, umutlarıma senin gözlerinin hayaliyle baktım.
Karanlık odama doğan güneşim oldun!
Geceler boyu adını fısıldarım rüzgâra,
Senden kalan suskunluk çöker her sabaha.
Gözlerimde sen, sesimde eski bir şarkı,
Ayrılık, içimde dinmeyen bir fırtına.
Yollar geçer ama izler kalır taşlarda,
Yazdığın her satırda
Senden aldığım haber,
Gönül bahçeme ekilen bir çiçek misali...
Bir de yazamadığın zamanlar var ya…
Bir bilsem, ne haldesin?
Bir can düştü yıllar önce bu bedene.
Bir hayat bitti, bitecek…
Yaşanan hayatta ise,
Bir dolu bahane.
Bazen soruyor dostlar:
Of of deli gönlüm,
Of, uçup gitmek isterken diyar, diyar...
Kanadı kırık bir kuş gibisin.
Kızıl Irmak gibi çağladığın zaman bitmiş,
Şimdi kuruyup çöle dönmüşsün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!