“Sen şairsin, bize aşkı anlat!” dediler...
Dedim ki:
Canın yanmadan anlayamazsın
Sırılsıklam âşık olduğunu...
Aşk güle benzer,
Bakma, bakma öyle bakma
Gözlerimin içine.
Feryat etme boş yere,
Bulamazsın sen sevgini.
Binlerce enkazın altında kalmış gibiyim,
Kırılmış kalemim — bu acıların tarifi yok diyor.
Kelimeler çıldırmış, darmadağınık...
Yaşananların yükünde, anlamlarım yetersiz kalıyor.
Yanıyor ciğerlerim, gönlümde kor bir ateş,
Sevdim…
Elleri kirli bir çocuğun masumiyetiyle sevdim.
Vazgeçmek aklıma gelmedi,
Dağılıp gitsem de içimde,
İnadına sarıldım hayata.
Mutluluğu hep başkalarına diledim…
Sinemdeki Küllerime Közü Koyan Yârim…
Daha dün gibi hatırlıyorum…
Bir zamanlar gelecek yılların hayalini kuruyordum.
Şimdi?
Nice yıllar geçti.
Ben artık geçmiş zamanda kayboldum.
Hasret demlendikçe yüreğimde
alev alev yandı içim.
Küle dönen ateşi eledim,
korunu yeniden harladım.
Uzattım çaresiz ellerimi —
“Vur sol yanıma” diye
Nedenini bildiğin bir kavganın ardından,
Yeminler edersin;
Hatalara, yanlışlara, kıskançlıklara son dersin.
Tek bir şans daha istersin.
Yarım kalmaya mahkûm olmuş bir hikâyedesin sanki, ey gönlüm...
Susma gönül, söyle derdini!
Sen susarsan, için için kan ağlarsan
Beyaz, masum sayfalar nasıl anlatır neler çektiğini?
Yoksa bu masum şair kırsın mı istiyorsun kara kalemi?
Yüzüm, acılarım kadar konuşmuyorsa
İçimdeki fırtınalar kadar susuyorum, demek ki...
Gözlerimde saklı kalan her kelime,
Bir başka gecede boğulmuş çocukluk düşleri gibi.
Konuşsam,
Senin ile sensiz başlayıp biten gecelerimde, bir gelsen...
O güzel gözlerine bakarken kaybolup, ben kendime gelsem.
Bir cigara yakıp, derin bir nefes çeksem...
Baldan tatlı sohbetinin değerini, gözlerinin içinde kaybolup dile getirsem.
Bir fincan kahvenin hatrıyla, seninle birlikte bir kahve içebilsem...
Bir yudum sen, bir yudum ben...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!