Yıllar geçip gitti… Haber vermeden
Ne haber geldi yâr ne de bir selam
Bana düşman oldu sanki hafızam
Mazi hep silindi… Kalan bir kelam
Geriye dönmenin var mı ki yolu
Niye
Mademki dünya yalan hayat bu kadar kısa
Bunca kavga gürültü bu kadar niza niye
Dert keder Allah’tan da şu ayrılık olmasa
Yıllarca hasret çeken kalplere ceza niye
Duygular sebepsiz isyana başlar
Gönlümde savaşır her akşamüstü
Elimde mendilim gözümde yaşlar
Hele gelip görsen bir akşamüstü
Bir esinti gelir o nazlı Yar’dan
Bu gün gene depreşti içimde çocukluğum
Köyümün dağlarında dolaşmayı özledim
Kimseye ayan değil varlığımla yokluğum
Harmanda çocuklarla dalaşmayı özledim
Kavga bile yapmayı küçük kardeşim ile
Pot mu kırdım Tanrım gafım mı oldu
Bir taraf tuttum da safım mı oldu
Hâşâ… Sana karşı lafım mı oldu
Yoksa bu cezayı hak etmedim ben
*
Düğün dernek saz mı caz mı istedim
Tatsız, tuzsuz artık meyler
Mey verenler saki değil
Toprak ağlar, ağıt söyler
Rengi bile haki değil
Rüzgar eser dalgalanır
Kader desem olmaz böylesi kader
Hasreti… Hicranı… Bende sınadı
Sanki ben istedim neyin varsa ver
Dost düşman demedi bende sınadı
Hep kuyumu kazıp durdu arkamdan
Gelen yok da gideni bol
Dönüşü olmayan bir yol
Savunmama sen şahit ol
Yüce Divan kurulunca
Sakınma sözünü çekme
Göçmen kuşlar bile yazın dönüyor
Bir gün olsun onlar gibi dön gel yâr
Her şey alev aldı… Dünya yanıyor
Bir gün olsun sen de öyle yan… Gel yâr
Her gün sabah çıkıp yola baktıkça
On sekiz yaşındaki halini hatırlayıp…
O duygular altında ezilmemek elde mi?
Günleri bir ay sayıp ayları da yıl sayıp
Gözyaşları misali süzülmemek elde mi?
Unutmadım: o halin gelinlik bir kız gibi
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!