Ay utanır çıkmaz, senin çıktığın gece,
Sönük kalır, saklanır buluta gizlice,
Yüzünü gören yıldızlar, kayıp gider hızlıca,
Ay yüzlüm ceylan gözlüm, ben seni çok sevdim.
Güneş çıkınca yıldızlar kaybolur,
Telefon elimde beklerim nafile.
Bana yazdığın o son mektupla.
Perişan halde dolaşırım sokakta.
Sezen şarkıları şahit benim halime.
Radyoda çalan her bir Sezen şarkısı.
Birde;Unutamadığım,senin kokun kaldı.
Şiir sadece tek bir kelime. SIR.
Adı üstünde sır, anlatılmaz bilinmez söylenemez yazılamaz
Bir parça toz konmuştu,şeffaf düşlerimize,
Görmek yeterdi,fakat bakmak ağır geldi.
Gönül evimizde camlar kirlendi diye,
Kimse bir bez alıp, lekeyi silmedi.
Oysa bir avuç su, birazcık şefkat kafi idi,
Güneşi,yeniden buyur ederdik içeri.
Gelmeyeceksin biliyorum!
Karanlık, içime çöken ebedi zindan,
Ne dua yetişir,ne de bir ferman...
Vuslat hayal oldu, umut beklenir mezar taşından,
Güneş doğmaz,hayalin bile silindi gözlerimden,
Vuslat yok!
Sırtımda bir bıçak saplanmış senin elinden.
Ben seni kutsal bir yemin gibi tutarken,
Sen vazgeçtin bu aşkın tüm bedellerinden.
Bir ömür adadım sana, bir hiçe sattın beni.
Kurdun dar ağacını, geçirdin boynuma ipi.
Son bir siğara daha yak,
Gece ağır,sessiz,kara,
Küllerine sinmiş hatıramız var daha...
Gözlerimde yanan kıvılcım sönmeden önce,
Dumanında saklı son cümleler var hâlâ.
Son bir siğara daha yak,
İlk görüşte bir ateş yaktı beni derinden.
Bu nasıl bir güzellik Rabbim?
Kalbim çıkacaktı yerinden.
Saçının bir teline dokunmaya kıyamazdım.
O beni acımadan vurdu can evimden.
Şimdi başkası tutuyor.
"Bugünde Nurgül'üm sana yine seni yazdım, sana yine sana yandım."
Seni sevdiğim günler, hâla ruhumu yakar,
Daha on altısında, sanki ilkbahar.
Gözleri Isık Göl kadar derindi,
Adım dilinden düşmezdi.
Hangi mevsimden kalmış,
Hangi dilde yazılmış bu eski şarkı?
Aynada gördüğüm yüz,
Senden çoktan vazgeçmiş,bir yabancı.
Kırık bir şişenin dibinde kalmış sensizliğin tadı.
Yüreğimde hapsolmuş, susturulmuş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!