Ne zaman sazı alsam elime,
Yanık bir türkü düşer dilime.
Fakirliğin derdi bir yandan sıkar,
Bir de gurbet çöker üstüme.
İnsanoğlu bir fani, ömür tez geçer,
Nice ışıklar vardır, kalpte bir an parlar,
Nefsin kara rüzgârı üfler de söner.
Nice secdeler yükselir göğe doğru,
Kibre çarpıp düşer de sahibini ezer.
Nice zenginlikler vardır, altın gibi parlar,
Sahibini kendi ateşinde köz eder.
Allah’ım…
Bu kadar yakınken uzak sandım seni,
Bu kadar aşikârken gizli bildim.
Rabbim, perdeleri ben mi ördüm,
Yoksa sen mi çektin?
Karanlıkların içinde dolaştım,
Zengin der ki:
“Bu ayda anlarım fakirin hâlini…”
Ne güzel söz!
Ne latif bir merhamet hâli sanki.
İki öğün az yiyince olur açlığın kardeşi!
Oysa fakir, açlığa akrabadır, soydaştır,
Rızkı veren Hüda’dır, kula minnet eylemem dedi ,
Kalkıp el öpmeye gitti…
Ama öyle bir gitti ki,
Sanki el değil makamın gölgesi kutsanacak,
Sanki eğilmek erdem,düz durmak ayıpmış gibi.
Dilinde tevazu,gözlerinde çıkarın ince çizgisi…
Sabır neden bu kadar zor.
Bilirim sabır ilk tepkidir gerisi değildir.
Bazı şeylerin gelmeyeceğini bile bile sabretmek neyin nesidir...
Sabır neden bu kadar zor?
Yoksa;insanın içindeki en eski yangın beklemek midir?
Bilirim, sabır ilk tepkidir,gerisi eksiktir, yarımdır,
Bir gün perde açıldı,
Herşey ayan beyan.........
Bir süre yürüdük,bir yere geldik.
Öyle bir yer ki;bir ağacına karşılık,
Denk gelmez bütün cihan.
Bir divan kurulmuş parlak mı parlak,
Ey benim cennet kokan sevgilim.
Geçse de mevsimler, seneler,
Geçse de aylar, haftalar, günler,
Silinse de hayalimdeki dünler,
Hatıranla oturup,
Sana yine seni yazdım.
Canımın İçine İthafen !
Gözlerin.
Ah o gözlerin!
Hâlâ ilk günkü gibi...
Yokluğunda kaybolan beni,
Varlığınla bulduğum cennetim.
Bakışında kayboluyorum!
Gözlerin bir deniz gibi derin.
Kalbimde açan bu çiçekler,
İnan senin eserin.
Sensiz geçen günlerim hüsran,
Birlikte her anım bayram.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!