Gençliğin Yükü ve İlk Mezar
İlkokul bitti, çocukluğum da gitti.
Bir çanta değil, bir ömür yüklenip evden ayrıldım.
Arkamda altı küçük kardeş...
Bir de yüzü gülmeyen şive-i giryan bıraktım.
Öğrencilik yıllarım... Yarı aç, yarı tok...
Daha altısında yedisinde,
Ne bilir, ne anlar bu küçük yürek?
Dünyanın karanlığı çöktü üstüme,
Ben çocuk değildim sanki!
Oyun çağımda sustum,
İçime gömdüm sözleri tek tek.
Küllerimden bir yuva kurdum,
Sevginin, sabrın...
Canımdan çok sevdiğim eşin...
Bir de dört evladın sıcaklığında yeniden.
Şimdi bilirim;
Acılar koynumda,
Biri yazarak kelâmın ateşini yüreğinde hisseder;
Biri okur bunu, her cümlenin içinden yeni bir dünya kurar;
Öteki dinler, sesin gölgesinde kendi yankısını duyar;
Bir başkası hem yazar hem okur hem dinler,
Sözün bütün ağırlığını omuzlarında bir ömür taşır durur.
Ama birisi de vardır ki,
Beni hasta eden ben,
Bilirim, şifa yine ben.
İnecem ruhumun derinliklerine,
Çıkarıp atacam o beni,saklandığı yerden.
Bundan sonra;geçmişin hüznü yok,
Çıkaracam aklımdan.
BEŞ KAPI BİR ANAHTAR
Müellif: Erdal Balcı
Tür: Divan-ı Hikmet / Şiir ve Şerh
Tema: Kesret’ten (Çokluk) Vahdet’e (Teklik) Yolculuk Ocak 2026
MESNEVÎ’DE KÖR NURUN ARAYIŞI
Ru’yet açtı kapısını: “Ey yolcu, gözünle yetinme,
Nazarını derine sal; gönül gözüne geç, eğrilme.”
Göz gördüğünü sanır; hakikatse içte saklı,
Bu sabah yine kuş sesleri ile uyandım.
Gökyüzüne baktım.
Bir karga sürüsü gördüm,
Bizim tarlaya kondular.
Koştum...
Tarlaya vardım;
Bir zamanlar, yanında susmak bile iyileştirirdi beni.
Dünya omzumdan iner, akşamlar daha erken yumuşardı.
Geceler sert ve uykusuz olmazdı!
Nefes almak eziyet değil, gözlerinden olurdu.
Çünkü sen vardın,
Ben yaşıyordum.
Rüzgâra Ver Kokun Gelsin
Bir uçurum kenarında durur gibi beklemek seni,
Adın dilimde mühür, sesin kulaklarımda yankı.
Aramızda aşılmaz dağlar, geçilmez denizler değil;
Zamanın ötesine düşmüş, amansız bir veda seninki.
Sesine hasret kaldığım, bari rüzgâra ver kokun gelsin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!