Bak Babo Hani Derler Ya !
Her insanın bir aslı her sütün bir mayası vardır diye.
Ben bugün cidqi benamus olanlara bir çift söz eyledim.
Hadi dinle.
İlmine baksan sanki bir derya,
Zannedersin ki her sözü hikmet,
Ne yaşadım sayıldı.
Ne öleceğim soruldu.
Zaman denilen cellât!
Dün,mezarımı kazdı.
Bugün, gömdü.
Yarın, üstüme toprak attı.
Sözün aslı yanarken nice efsâne verir cânâ
Ne demdür bilmez ol âvâre dil, her lahza bir yânâ
Emanet derdidir mâhî-i deryâ gibi cân ü ten
Ne çâre kim fesâda döndü hâk-i sıdk u îmânâ
Ekim, sonbaharı hatırlatır, vedalaşmanın adı...
Sararıp solmanın, rüzgarda savrulmanın,
Aynı zamanda; toprağa düşmenin zamanı...
Bizim buralarda baharlar olmaz!
Ne ilkbahar ne de sonbahar.
Ya yazın sıcağı, ya kışın poyrazı yakar.
Sözün hemân olur efkârı perîşân eden yalan,
Cihânın mülkünü yıktın, pâdişâhım, bu ne figân?
Dudakta dürlü hakîkat, dile düşmüş nice riyâ,
Seninle köhne sarayda doğruluk bulmaz aslâ.
Sözün yalandır efendim, devleti gamza sürer,
Ne vakit açsan o dudak, hakikat senden ürker.
Riyâyı tac u hilâl ettin, adâlet sende garîb,
Sarayın üstüne çöken sis, senin nefesindir ayîb.
Gam-ı hicrânla yanar bağrım, ey mâh-ı cemâl
Sensiz geçen her dem olur ömrüme bin infiâl
Gözlerim yolda, gönlüm sende, dilim âh ile zâr
Gel ki vuslatla bulunsun bu gönül bir i‘tidâl
Hicrânınla perîşân oldu bu dil-i nâlân
Ey meh-i cemâl, sensiz kaldı âlem-i cân
Her şeb hayâlinle dolar çeşmimde giryân
Gel ki vuslatınla bulsun huzur bu hicrân
Bir gül açtı gönlümde,zannederken bahar,
Lâkin o bahâr değil, hazânın gölgesiymiş.
Gökyüzü ağlıyordu, her damlada gözyaşı akar,
Sanki benim derdimi yâre duyurmak istermiş.
Ey yâr-ı bî-vefâ, dil-hâne-i gamda bıraktın sen,
Âh ile yanar gönül, şem‘-i perîşânamda bıraktın sen.
Sîne çâk çâk oldu firâkınla ey meh-i tâbân,
Zülfünle bağladın, hicran-ı zindânımda bıraktın sen.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!