Bir evde doğar bazı insanlar,
Kardeş diye başlar,
Ama zaman gecer,
Onların adı kalbe,
“Ömürdaş” diye yazılır.
Benim kardeşim işte…
Rabbim!
Perdeleri ben mi ördüm, yoksa sen mi ?
Sense,Neden?
Bunca karanlıkta aradım da,
Bir tek ışığını görmedim?
Madem vardın!
Gecenin omzuna yaslandım...
Ru’yet açtı kapısını:
“Gel,” dedi, “gözün gördüğü kadar değilsin.”
Nazar saldım eşyaya,
Her zerre kendi hikâyesini fısıldadı.
Basîret indi kalbime bir nur gibi,
Cihânın nakşı fânîdir, gönül bir özge hâletmiş,
Bu bezmin sâkîsi aşkın, meyi sonsuz saâdetmiş.
Ne minnet eyleriz deryâya, biz bir katrede varız,
Kenâr-ı dilde her damla, bir ummân-ı hikmetmiş.
Leyla,cisim değil,
leyla,mevsim.
Leyla,heves değil,
Leyla,bir nefes.
Leyla,karşılıksız aşk.
Leyla,vazgeçilmiş dünya.
Leyl-i Ramazân’da açılır göklerin rahmeti,
Süzülür âleme nur, söner gönlümün zulmeti.
Bir ince seher yeli dokunur yanan gönlüme,
Düşer kalbime huzur,bir bir açılır sır perdeleri.
Dua vaktidir şimdi, arşa yükselir nefesim,
Ru’yet açtı kapısını: “Ey yolcu, gözünle yetinme,
Nazarını derine sal; gönül gözüne geç, eğrilme.”
Göz gördüğünü sanır; hakikatse içte saklı,
Dış kabuk ten gibidir; öz cevherdir asıl aklı.
Ru’yet dedi: “Ey yolcu, gözün gördüğüne aldanma,
Nazarını derine sal; sır, yüzeyde değil, kanmada.”
Basîret açılınca, kalp kuyu değil gök oldu,
Şu‘ur bir kuş kanadıyla ruhumu semâya doldurdu.
Bu ayda içime dönüyorum,
Dışarıdaki gürültüyü değil,
İçimde saklı olan sükûtu dinliyorum.
Her gün bir perde kalkıyor gönlümden,
Nefsin dar koridorları,
Genişliyor adım adım.
Beraber yaşayıp, ölelim diye,
Yeminler etmiştik ilk gece,
Ne sen güldün ne ben öldüm sevgilim!
Bir gülüş versin diye dudağına,
Sen uyurken dua ederdim Allah'a,
Çiçekler açtırdım bahçende,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!