Ey mezar-ı sevdâ! Ey gönül kabri!
Bir yeminle kuruldu, bir inatla yıkıldı.
“Ebedî” denilen sözler, kefen oldu muhabbete,
İki hece arası mezar kazıldı.
Makber taşı gibi soğuk imza düştü kâğıda,
Mürekkep değil, gözyaşı damladı harflere.
Nikâh çiçeği soldu, düğün mumları söndü,
Geriye kaldı enkaz-ı muhabbet, enkaz-ı heves.
Ne toprak örter, ne zaman unutturur,
Dilimde “sen” kelimesi, mezar taşı gibi ağır.
Aşkı dirilttik, öldürdük; vuslatı gördük, defnettik,
Her yâd-ı hatırda gönül, fatiha okur sessiz sessiz.
Ey yar! Kabrin başında dururum da,
Sorarsam “niçin bitti?” diye, yankı döner: “Gur!”
Şam’da bir mezar ve bir sevgili kaldı, ey sevda!
Makber’in taşı kaldırılsa, altından ne çıkar?
Kül olmuş yeminler, paslanmış yüzükler,
Veli der ki: yarım kalmış ömürler.
Kayıt Tarihi : 19.06.2026 11:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!