Kendinize gelin hanımefendi
Sevginizi tartida ölçmediniz
Sizin kalbinizin edicek kadari
Benim diğer yarım
Soğuk kanlı kalın dostlarım
Dünyaya yağmur olarak
Düşüp gökkuşağı
Çıkartan az hadise vardır
Ve sade bir hadise var ki;
Ortada,kalbimin tam ortasında
Ülkem senin diktatörlüğünde sürünür...
Özür dilerim çocuk sükut içinde büyütemedim seni
Bir yanın hep eksikti benden
Bilirim aşina etmezsin sırlarımı gizlersin
Bugün son fırtınam var dillerde
Sallanırken postallarım bir tek sen izlersin...
Solgun denizlerin ortasındayım
Baktım ki gökyüzü mavi değil
İçime ısıtan Güneş yok
Beni bekliyor kapkaranlık geceler
Ben ise şafak sayıyorum
Güneşin ilk ışıklarını görebilmek için
Yaprak hizaya geçmiş karşında kımıldamıyor
Hemde rüzgara,fırtınaya aldırış etmeden
Ben yağmuru gökten yağdıranı değil gözümden yağdıranı sevdim
Düşlerimin mavisi gökyüzü değil sen
Gökyüzü değil rüzgarı konuşturan
Gönülden çaldım dert mızıkamı dün gece
Fareler alırken karnımdaki esrarı
Yürekten soruldu aşk bilmecem
Bulamazken hüznümün miktarı
Kar olur dağın eteğindeki taşlardan
Ey benim kalbimdeki hançerim
Beyaz gömleğimin üstündeki al cennet
Ufuk gözlerinin cizgisinde konaklıyorum
Duy! Nerdesin?
Üzüntüm; bir müneccimin
Dar ağacının darlığından şikayet eden
O temiz yüzlü insanlar
Ruhunu özgürlestireli çok oldu
Çok oldu kayıp giden baharın bizi terkedişi
Ömür bile geldi de geçiyor
Saçın yüzüme perde
Tanırım seni giydiğin urbalardan
Kimse düşürmedi beni böyle derde
Sürgüne yollanmış solucanım tarlalardan
Hey! Maşallah gözünden süzülen ışıltılara
Sessizce düştün içime
Kimsesizce kuruldun öyle kalbime
Ah bu koku ah bu ses ah bu doku
Hoşgeldin misafirligime
Ne yarınlar çizdim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!