Tüm acılar huzura tomurcuklanır,
Gündüz şafaklanır, geceler sabaha vuslatlanır,
Zaman akar, her şey yerinde kalır,
Giden sen olursun...
Her nesnede sâf gizlüdür bir sır-ı mübîn,
Cümle varlık ol didârda bulur hakîkat-i zîn.
Dünya felekde döner âciz, beşer cân u tenle,
Fânîye meyl eden gönül, girer zâhirî çenle.
Ol ki ezel var idi, cihan içre hâzır,
Gözlerinde kaybolurum, derin bir okyanusta gibi,
Her dalga aşkımızın gizli melodisini fısıldar,
Gülüşün güneş gibi karanlığımı aydınlatır,
İnan, sensin her nefeste kalbimde açan çiçekler.
Ellerinle dokunduğunda, zaman durur aniden,
Yesi şehrinde doğdu bir nur gibi,
Türkistan’a yayıldı ahlakı, sevgisi.
Küçük yaşta öğrendi Kur’an’ı, sünneti,
Ahmed Yesevi’ydi bu yolun rehberi,
Kıyamete dek sürecek nefesi.
Halk eder Hak, bu dünyaya bizi,
Ömür geçer, kalmaz cisimde sünük diri,
Gelirsin bir dünya yaşına,
Ebed olan gönül yaşıdır, unutma!
Ey akıl eden, her gönülde taht kur,
Ey pak içinde yaratılmış sureti taşıyan gönül,
Öte git deme daldaki yaprağa, sahibi vardır dalın,
Bana, şu; ona bu deme; bakmışsın sen gibi kara olmuş dediğin,
Cümle öz Bir'den gelir, kimi handa, kimi kanda zehirlenir,
Karınca bile konuştu vakte Süleyman olanla; sen hangi divânın risalesindesin?
Ey zülf-i perîşân, cânıma bağış,
Gönlüm hüzünle süslenir hep sâha.
Gözümden düşen yaşlar geceye sırdaş,
Yıldızlar şahittir hasret-i vâha.
Gamze-i ceylan gözlerde bahâr,
Hazan düşer baharın sonunda,
Yağmurlar gökten iner hunharca,
İçim sızlar renklerin kayboluşuna,
Zaman hızla geçer, bir biz kalırız zemherinin koynunda.
Bir yaprak daha kopar dalından,
Her solukta şükran ile dol ey kâmil,
Cânına üfleyen nefha-i Rahîm,
Her rızkı devrân eden kudret-i kadîm,
Dil ile, hâl ile duâya emrol ey kalîm.
Her lokmada hisset o nâz u lûtfu,
Toprakla örterler, yalnızsın artık,
Ne mal ne mülk kalır, hepsi de batık,
Amel defterinde ne yazdı, bak bir!
Nefse uyan, rahmet bulan, bilen söylesin,
Boş dimağa, sorgu sualler neylesin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!