Senden sadece beni sevmeni istedim,
Seninle sabahın güneşine bakıp selamlamaktı arzum,
Aynı mevsimleri el ele koşarak karşılamak,
Diz dize oturup, aynı kitabı okumak,
Aynı kalemle bizim olan şiirler yazmak istedim.
Ben vedaları sevmiyorum...
Bir kapının sessizce kapanışı, ardında yankılanan yokluk gibi,
Gitmelerin ayak izini silse de zaman, içimde hep bir tortu kalıyor,
Kalbim, gidenin ardından dökülen bir sonbahar yaprağı gibi.
Aldığın her nefeste, düşündün mü lütfu vereni?
Korkularında çarparken kalbin, dinledin mi içindeki Hak diye atanı?
Bir güzele, bir yiğide baktığında titredi mi ruhun?
Düşün dün mü bu dünyaya neden geldiğini?
Tefekkür ettin mi tüm bu rahmetini seninle paylaşan Tanrıyı?
Sevmektir gözlerdeki gerçek,
Bir damlada saklı hazine,
Yüreğin en sessiz köşesi,
Aşkın sonsuz yolculuğu yine.
Sevmektir vuslatların adresi,
Herkesin bir bildiği var,
Benim ise bildiğim "Bir"...
Sanırım sorun burada...
Emrah Bekci
Tefekkür Notları
Bir Bozkurt gör düşünde, adı: Gâzi Mustafa,
Efsaneleşen sesiyle çağırır halkı safa.
Geceyi yaran bakışı, yıldızlardan parlak,
İlerler karanlığa, korkusu yok ne firak.
Dağları aşar usulca, çakır gözler yakında,
Bir dem gelir yazarız,
Bir dem gelir kızar-azarız,
Bir dem gelir zahir batın olur,
Bir dem gelir her şey son bulur.
Bir dem olur seyrân ederiz,
Gözlerin değmez oldu gözlerime,
Ruhun uzakta, soğuk ve yabancı.
Kalbim geçmişin izinde kaybolmuş,
Unutulmuş bir sevdanın hüznü sanki.
Bir zamanlar yüreğimi titreten sesin,
Edilen duaların âminisin sen,
Zifiri dehlizlerimin şemsi,
Gözlerimden akan yaşın suladığı vahadaki sahipsiz gül,
Kuraklaşmış gönlümün ansızın bulduğu rahmet,
Gecemin bağrında hiç sönmeyen bir kandilsin.
Uçsuz bozkırlarda doğdum ben,
Gök Tengri’ye yüz sürerdi elim.
Atam kurt, anam yıldızdı sanki,
Göğümde yedi yel eserdi serin.
Alageyik geçti düşümden bir gece,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!