Saat yine gece.
En koyusun da, hayatın kıyısındayım .
Asi dağ çiçeği gönlüm isyanlara gebe.
Aşılmaz dağların ardında kalmış çocukluğum.
Anne bak saçlarım dökülüyor
Üstelik çok da hastayım
Üzdüler beni anne
Bedenim ihanetlere dayanamadı gücüm yok
Hani bir hastalık varya ismini söylemek istemezler
Kötü hastalık işte küçük kızın ondan oldu
Benim sevgimi her yürek
taşıyamaz,yük olur fazla
gelir bizde üstü kalsın
başımızın gözümüzün
sadakası der susarız.
Sessizliğinde söylenecek tüm kelimeleri kurşuna dizdirdin
Silah benim elimde olsada,
Kurşunu namluya sen sürdün
Gecelerden pervinleri tek tek topladım ve sen gitmiştin.
Şimdilerde ben ölmüş yüreğimi kefenliyorum
Şahit ol yarab
Ahım var
Şahit olup susandan
Doğruyu saklayıp zalime güç verenden
Ahım var Allah'm kiniyle taşlaşmış kalbiyle ,
Acımdan hınç alandan
Kaybetmek neymiş Dizlerimin bağı çözülüp düşünce öğrendim
Hayaller acıya nasıl dönüşür seni tanıyınca anladım
İnanmak kör olmak mış sessizliğinde yaşadım
Aşktan da utanılır yerin dibine nasıl girilir sende bildim.
Sustukça gözyaşları nasıl coşar,
Gönlümün tenhalarında çocuk masumiyetiyle salıncak kurmuştum,
Sen yâr salıncağın ipinde hayallerimi astın!
Yokluklarda cehennemi yaşıyorum,
Cesaretsizlerin gölgesinde kaldım...
Ve ben bir ses bir nefes aradığımda sen yoktun,
Aslında hiç olmamışsın, olduğunu iddia etmişsin
Yüreğime ilk dokunanımsın
Haritada yerin ta uzakta olsada,
Sıcaklığınla alev aldığım tek sevdamsın.
Uzaktasın ama uzağım değilsin.
Seni bir gerçekle yüzleştireyim mi;
Şiirlerin benim sevdamın mabedi ni yazamayacak bundan sonra,
Çünkü adam...
Sen o mabetten kovuldun,
Kaleminin mürekkebinden hasret,acı, özlem damlayacak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!