Alıştım bu ayrılığın bataklığına.
Karışıyorum bu kentin kalabalığına.
Edip Demirtaş
Ayrılığı ve acıyı erken öğrendim. Tattım bunu. İşledi is gibi ruhuma. Beden çarmıhta. Ruh arafta. Ölüm. İki hece dört harf. İnsan bundan ibaret.
...
...
Yine tek başıma kaldım. Şehir soğuk. Issız. Kendime yabancıyım bu ara. Hiç çalmayacak telefonlar bekliyorum. Çalmayacak, açılmayacak olan o kapı. Balkonumu süsleyen incir ve dut ağacı. Artık onlar da konuşmuyor. Onlar da birer yabancı. Kibrit çöpü kutusu ev. Sığmayacak tabii bu kadar acı. Taştı. Taşıyor. Taşacak.
Ey sevgili,
Benim alfabem seninle başlayıp
Seninle bitiyor.
Sen ne ilk harfi ne de son harfisin.
Alfabenin en güzel harfisin.
Devrik ve yaralı bir aşktı bizimkisi.
Başına buyruk ve hoyrat...
Biraz da geçim korkusu.
Alabildiğine cevapsız sorular,
Molasız yolculuklar...
Biraz sevsene beni
Biraz, dedim çünkü
Çok sevilmedim ben
Alışkın değilim bu duruma
Edip Demirtaş
Ah! Bu şairler...
Nasıl da buluyorlar, biliyorlar?
Ve vuruyorlar bizi yüreğimizden?
Ulu orta bu acıları serip
Bir esnaf edasıyla
Aşkın pazarında nasıl satıyorlar?
Gecenin ortasında
Bir kalp ağrısı
Ruhun sızısı
Paslı
Binlerce hançer
Ve keder
Yeni bir kimlik
Ve son bir iyilik!
Yaprakların gürültüsü
Taşın dili
Şiirin laneti
Mısralarıma pranga vuramazlar.
Sağ çıkacağız burdan çocuklar.
İnanın...
Bütün şairlere sesleniyorum.
Bir olsun sesimiz.
Bölüşelim ölümleri, ekmeğimizi
Keşke insanlar şu çayın sıcaklığı kadar sevebilseydi birbirini.
Edip Demirtaş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!