Sessiz bir fırtına kopar derinden
Bir halkın zinciri vurulsa taşa
Sökülür kelimeler kendi yerinden
Gölge düşer o an ekmeğe aşa
Bir halkın zinciri önce diline vurulur
Suskun gerçeklerin ortasındayız
Hak diyen bir ses var duyan yok artık
Kirlenmiş yürekler yalana batmış
Doğruya el uzatan vicdan yok artık
Merhamet çoktan kapıdan kovulmuş
Gökyüzü ve yeryüzü bir tane
Aynı gökyüzü altında
Yaşamayı başaramıyorsak
Bu dünyayı hak etmiyoruz
Kopsun kıyamet
TOPRAĞIN ÇİÇEK BAHÇESİ
Bu dünyaya geldik, kendi nefesimizle sınandık,
Ciğerimize dolması gereken havayı, bir cellat gibi çaldınız.
Pardon da, siz kendinizi ne sandınız?
Kendi gölgesinden korkanların, başkasına kafa tuttuğu bir çukurda,
Siz, bir hiç olduğunuzu bile unuttunuz.
Gök yüzünden yağan yağmur
Umuda ektiğim tohumları yeşertmeli
Düşlerimde büyümeli çiçeğim
Büyümeliki
Ruhum o kadar özgürleşmeli…
Ölüm sana
Hiç ummadığın bir an içinde gelecek
Belki kahven soğurken
belki bir mesajın cevabını beklerken
Yarım kalmış planların olacak
Yağan yağmur damlasında
Tüm kuşların kanadında
Kar tanelerinin birbirine değmeyen ahengindedir yaşamak
Akan ırmağın sesinde
Bir çocuk gülüşünde
Kaldırım taşları arasından
Yaşama tutunmaya çalışan
Küçücük toprakta bile can bulan
Herhangi çiçekten biri değil o
Yaşamın tüm zorluklarına rağmen
Ayak altında ezileceğini bile bile
HER SENE YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI
YOKSA YAŞ ALDIKÇA YENİ BİR KAYIP MI
BİR BİR EKSİLİYORUZ HAYATTA
KALANMI ÖLÜ GİDENMİ SAĞ
ACISIYLA TATLISIYLA TÜKENEN YILLAR
ÖMRÜMDEN BİR SENE DAHA GÖTÜRDÜLER
Yokluğun kabuk bağlayan yarayı
Sürekli kanatmak gibi
Kanatıp kanatıp iyileşmesini beklemek
Özlemek özleyipte bir türlü görememek
Kokusunu içine çekememek
Tarifi var mıdır yokluğunun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!