Çorak tarlaların bağrında yankılandı sesi,
Gümüşümsü elleriyle dokundu toprağa.
Sarı başaktan buğdayı, topraktan nanı,
Yoktan var etti kadın, hayatın ustası.
Seni incitmek mi
Dünyayı yok etmek gibi bir şeydi
Bir insan bu kadar mı iyi olur
İyiliğinin altında zerre misali
Senki insanlığın anası
Seni sevmeyen mi vardı
Günler
Uzun sandığım
Ama yanıldığım
An gibi geçen
Şu dünler
Ardı arkası bitmez
Kainat sevgi dileniyor bizden
Bir taneyim ben eşsizim
Ama çok kıymetsizim
Her şeyi paylaşmasını bilirim
Ama önce benim hakkımı verin
Seyre dalarsanız semaya
Kanadı kırılmış bir kırlangıç
İstesede uçamaz göğün en tepesine
Her kanadını çırptığında
Düşüverir en derine
Sadece geçerken demlenecekti
DOKUNSAM DÜŞERMİYİM BİLMEM
BELKİDE YANARIM
YÜREĞİM YANGIN YERİM BENİM
SÖNSEDE ENKAZ OLUR KÜLLERİM
SESSİZ ATTIĞIM ÇIĞLIKLARIM VAR BENİM
En yüksek zirvelerde açtım kollarımı
En yüksek zirvelerde diledim seni
Bulutunu arayan su damlasıydın
Gökten düştün içime
Sevgimle büyüttüm
Geleceğin günü sabırsızlıkla bekledim
Gök yüzünden yağan yağmur
Umuda ektiğim tohumları yeşertmeli
Düşlerimde büyümeli çiçeğim
Büyümeliki
Ruhum o kadar özgürleşmeli…
Yağan yağmur damlasında
Tüm kuşların kanadında
Kar tanelerinin birbirine değmeyen ahengindedir yaşamak
Akan ırmağın sesinde
Bir çocuk gülüşünde
Kaldırım taşları arasından
Yaşama tutunmaya çalışan
Küçücük toprakta bile can bulan
Herhangi çiçekten biri değil o
Yaşamın tüm zorluklarına rağmen
Ayak altında ezileceğini bile bile




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!