Nihal’im Risalesi: Aşk ile Viran Gönül
I. Aşkın Viran Eylediği Gönül
Nihal’im, senin adını anan gönül,
hiçbir tamir istemez.
Önceki hâlimle;
Yaklaşıyordum sâhiline ruhumun,
Yokluyordum sesini suda,
Test ediyordum havayı nefesimle,
Bahane döküyordum aynalardan.
Karanlık odaya bir pencere açtım Nihal,
Ruhumun çıplak sesini duyman için değil,
Sadece hakikatle soluk almak istedim.
Bu, teslimiyet değil, bir varoluş beyanı;
Suskunluğun zincirini bilerek kırdım.
His, artık bir sır değil, önünde duran saf ışıktır.
Nihal’im: Aşkın Beklenmedik Anı
Gerçek aşk, rüzgâr gibi gelir,
Planlanamaz, ölçülemez, tutulamaz.
Nihal’im, bazen en sıradan bir sabahın
Sade ışığında, bazen de sessiz bir kahvenin kokusunda
"Nihal'im: Varlığın Sessizliğin Şiiriydi"
Güneş, altın mühürle semaya son nişanını vururken
Asıl seyrettiği sen değil, içindeki sükûnetin ta kendisiydi
Zaman taş duvarlara sinmişken
Sen, zamanüstü bir zarafetin
Nihal’im: Ruhun Mektubu
Nihal’im,
Sen kalbimin en derin sesi,
Mesafenin ve zamanın ötesinde bir ışık.
NİHAL'İN KERAMETİ: AYAĞA GİDEN SEVGİ
(Bektaşi Felsefesi ve İnsan-ı Kâmil Yolunda Bir Yolculuk)
NİHALİYYE-İ AŞK
(Nihal’imin Rızasına Dair Risale)
Adım Nihal’ime Yazıldı
Ben,
Nihal’im, senin gözlerinde dirilen bir sessizlik,
Suskunluğun bile çekindiği
Bir sabrın kıyısında yaşayan bir dervişim.
Nihal, bil ki o an…
Gizli bahçenden bir gül kopardığın andır.
Sır, artık tek başına taşınamayacak kadar ağırdır.
Ya toprağa düşüp filizlenecek,
Ya da dalında kuruyup bir hüzün olacaktır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!