bir akşam üstü yalnızlığı bu, boğazın sisli sularında,
anlatılmayanların ağırlığı çöker omuzlarına;
nefesin kesilir, kelimeler boğazında birer düğüm,
sussan olmuyor, haykırsan yara derin.
içindeki o hırçın fırtına, kendi kıyılarını döver,
o yorgun argın cümleler, sanki seni hedefler;
her kelime bir hançer, çıkarıp savursan kendine saplanır,
anlatamadıkların, en koyu gölgelerde saklanır.
karanlık bir tren geçer içinden, durakları hep meçhul,
anlatmak istediğin ne varsa, kalbinin mahzeninde mahpus;
o eski, o kanayan yaralar tazelenir durur,
ve insan, söyleyemediği her sözün altında yorulur.
bir şiir kadar yaralı, bir veda kadar suskun,
kendi kendine ördüğün duvarlar, o kadar durgun;
bilirsin, konuşmak bazen kendinden vazgeçmektir,
anlatamadığın her ne varsa, ruhunda büyüyen o kederdir.
işte böyle, rüzgârın sesinde dağılır gider zaman,
içinde sustukların, en büyük kahramanın;
suskunluğun, belki de en vakur duruşun,
söyleyemediğin o son sözün, senin tek kurtuluşun.
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 01:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!