84-ÖYLE BİR ŞİİR OLACAK Kİ
Fütursuzca savuracağım kelimeleri gecenin en kör vaktine…
İçimde yıllardır biriken ne varsa,
Bir yangın gibi dizelere bırakacağım…
Öyle bir şiir olacak ki bu,
Her harfinde kırılmış bir adamın nefesi duyulacak,
Her noktasında yarım kalmış bir vedanın izi bulunacak…
Sen… Bir gün ansızın denk geleceksin o satırlara…
Belki kalabalık bir akşamda,
Belki kahveni yudumlarken umarsızca,
Belki de herkesin güldüğü bir sofrada dalıp giderken…
Bir mısrada kendini göreceksin…
Bir diğerinde gözlerini…
Bir diğerinde susarken öldürdüğün o adamı…
İşte o vakit, Bütün kaçışların bitecek…
Sessizliğinin altında sakladığın bütün inkârlar
Bir bir dökülecek yüzünden…
Yüreğinin kapısını çalacak pişmanlık…
Sen ilk kez, gerçekten yalnız olduğunu anlayacaksın…
Bir damla yaş düşecek kirpiklerinden…
Ama o yaş masum olmayacak…
İçinde benim gecelerim olacak,
Sabaha kadar sustuğum sancılar olacak…
Bir damla derken çoğalacak…
Büyüyecek…
Taşacak…
Ve sen boğulacaksın kendi vicdanının kıyısında…
Sonra hatırlayacaksın…
Bir zamanlar sana deli gibi inanan bir yüreği…
Sana bakarken dünyayı unutan gözleri…
Sesini duyunca içi bayram yerine dönen bir adamı…
Hatırlayacaksın ama geç olacak…
Çünkü bazı insanlar giderken
Kapıyı değil, bir ömrü kapatır…
O gün anlayacaksın, her seven kalmazmış…
Her bekleyen affetmezmiş…
Ve herkes ikinci kez sevemezmiş aynı masumiyetle…
Kıyamet kopacak içinde…
Öyle büyük, öyle tarifsiz bir kıyamet ki…
Ne dualar susturabilecek onu,
Ne de başka yüzler unutturabilecek…
Güneş doğacak belki dışarıda ama
Senin içine sabah uğramayacak…
Perdelerini açsan da aydınlanmayacak odaların…
Çünkü karanlık bazen gece değildir,
İnsanın kendi vicdanıdır…
Sevda uğramayacak artık sana…
Uğrasa bile tanımayacaksın…
Çünkü insan bazı kayıplardan sonra
Sevilmeyi değil, eksilmeyi öğreniyor…
Bilmem kaç yabancı geçecek hayatından…
Bilmem kaç sahte tebessüm dokunacak yüzüne…
Sana dua gibi sarılan o kalbin yerini, Doldurmayacak hiçbiri.
Duydum…
Hâlâ okuyormuşsun sana yazdığım şiirleri…
Hâlâ bazı geceler sessizleşiyormuşsun…
Hâlâ ismimi görünce gözlerin başka yere kayıyormuş…
Şimdi daha iyi anlıyorum…
Neden kahkahalarının ortasında bile eksik kaldığını…
Neden en mutlu anlarında bile dalıp gittiğini…
Hayat kısa dediler hep… Ama acının zamanı yokmuş…
Bir saniyelik kırılışın ömrü, yıllarca sürüyormuş meğer…
Hüzün duraklarında öğrendim bunu…
Mutlu insanlar beklemezmiş oralarda…
Çünkü huzurun treni Kırılmış kalplerin istasyonuna uğramazmış…
Sevilen taraf başka bakarmış aşka… Canı yanmadan severmiş…
Korkmadan gider, düşünmeden susarmış… Ama seven taraf… Her gün biraz daha ölürmüş…
Bir mesaj sesine umut bağlar,
Bir “nasılsın” cümlesine ömür biçermiş…
Ve en kötüsü de ne biliyor musun?
İnsan en çok, “Hiç olmamış gibi davranılınca” tükenirmiş…
Kalemimi bu yaralar konuşturdu benim…
Dilimi bu kırgınlık susturdu…
İçimde ne varsa eksik artık…
Ne yana dönsem yarım…
Ne yana baksam senden kalan bir enkaz…
Sen aşkımla alay ettiğin gün…
Ben içimdeki bütün çığlıkları susturdum…
Konuşmadım…
Anlatmadım…
Kimseye senden bahsetmedim…
Ama sustukça büyüdü içimde yokluğun…
Bir sükût orucuna başladım sonra…
Ne seni anlattım birine, Ne seni kötüledim…
Çünkü bazı acılar bağırınca değil,
Sessiz kalınca derinleşiyor…
Şimdi yorgun bir kalple yaşıyorum…
Eskisi gibi çarpmıyor içim…
Bir yanım hâlâ seni severken,
Bir yanım usul usul toprağa karışıyor…
Beklediğim son artık çok yakın biliyorum…
Bir gün ansızın çekileceğim bu hayattan…
Arkamda birkaç şiir, biraz kül olmuş umut,
Bir de sana yetişememiş bir sevda bırakacağım…
Ve sen…
Belki yıllar sonra bir gece yarısı
Benim dizelerime sarılıp ağlayacaksın…
Ama ben olmayacağım… İnsan bazen
Bir elveda bile diyemeden gider…
15.02.1999
Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 1.06.2026 15:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!