Gençti güzeldi, neşeli ve alımlıydı
Dalgın halleri vardı
Bir çelenk ördü
Uzun siyah saçlarından
Üzgün yorgun ve de solgundu
Güller mi dillendirmeli asi sevdamızı
Kır çiçekleri aşkı ele veremez mi?
Güzelde mi aramalı sonsuz sevdayı
Bir çirkin de iradeni elden alamaz mı?
İlkbahar mı sevdaya çiçek açtırmalı
Binlerce kez dokunduğun o ten
Alıp gitmiştir kokusunu birden
Ruhuma aşina bedenine yabancı
Soğuk bir gülüş;
Çalıp gitmiştir seni alın yazımdan
Gün batar yine akşam olur
Buruşan gündüz
Atılır zamanın çöplüğüne
Ay yorgandır bedenime
Hilal başucumda yastık
Tutkunuyum bu serin bu sessiz ayların
Uzayan geceler kararan bulutlar
Yağmur birikintilerinde
Teselli arayan yapraklar
Sonbaharın gelişini mi kutlar
Dağları rengârenk boyayan ağaçlar
Kucak açıyor yollar solan yapraklara
Sessizce
Ayrılığın haykırışını duyuyor musun?
Eylül’de
Yok oluşun ıstırabıdır yaşanan şu an
Ben seni ne zihnimde ne de
Gönlümde taşırım
Gün gelir kalp çarpmaz olur
Akıl silinir unutur
Ayrılır hepsi bedenden
Ben seni gülüşümde taşırım
Uzağa mı yakınsın yakına mı?
Uzaksın
Belli ki;
Gel git dalgalarının içindesin
Bir korku bir umut,
Bir hazan bir bahar
Son nefesteki masum bakışım
Verir tüm ömrümü
Benden ele
Dünya denen ıssız handa
Divaneden divaneye
Elden ele
Mezardır zaman sonsuz sevdalara
Gün biter güneş batar açılır perde
Gelinir karanlıkla ansızın göz göze
Ayrılır kanatlarından bir anda insan
Bir derin pişmanlık, bir ürkek bakış




-
Mehmet Faruk Ersoy
-
Ercan Vural
Tüm YorumlarTebrikler sevgili abim kalemine yüreğine sağlık.
Az sözle çok şeyi anlatma sanatı olan şiir... Duygularınızı yazıya döktüğünüz bu çalışmalardan dolayı tebrik ederim.