Unutulup gitti
Mazi mührünü yerken
Her ne varsa yaşanan
Bir yalnızlığım kaldı
Benimle hayata tutunan
Güllerin bağını dermekse niyetin
Kokla gülü dikenine dokunma
Aşkı tattım dersen fani dünyada
Girmeden gönle tenine dokunma
Sonbahar rüzgârına boynu bükülü
Zihnim nara attırır rüya âleminden
Susmayan dilime
Gönül uyan der gaflet uykusundan
Lal olmuş gözlerime
Belli ki güneş
Doğmayacak sensiz ömrümüze
Resmin
Her sabah uyandığım gökte asılı
Sen sürekli başucumda olunca
Gökyüzü tüm güzelliği ile yanımda
Şafağın ince bıçağı kapına dayandığında,
Uyanır mı?
Yeniden içindeki eski sevdalar
Bir kahve buharında yüzünü arasam,
Bitmemiş bir rüya gibi, yaşar mısın bende
Ömür dediğin dünyada dört mevsim
Karanlıktan karanlığa yol alınan
İlkbahar
Vakit zamanın karanlık rahminden
Günün ilk ışıklarına yol alma vakti
Bir ayrılık bu denli mi
Anlamlı olur,
Ve bir dil bu kadar mı
Yoksun kalır
Bu ayrılığı ifade edebilecek
Tek bir kelimeden
Ey sevgilim haberin var mı?
Bu yıl
Şubat yirmi dokuz çekecek
Ve ben bir gün
Daha fazla seveceğim seni
Yağmur toprağın
Güneş çiçeğin
Rüzgâr bulutun duasıdır
Kulunun duasına mı?
Kayıtsız kalacak
Biliyorum sen yüce Allah’ın
Tarifsiz bir lütfusun
Bilmediğim
Hangi duanın kabulüsün
Belki de
Okumasını dahi bilmediğim,




-
Sibel Atahan
-
Mehmet Faruk Ersoy
-
Ercan Vural
Tüm YorumlarSüpersiniz hocam.... Ağzına yüreğine kalemine sağlık.... alıp götürüyorsunuz derin yolculuklara.... bizi bu hislerden mahrum bırakmadığınız için çok teşekkür ederim tebrik ediyorum sizi.
Tebrikler sevgili abim kalemine yüreğine sağlık.
Az sözle çok şeyi anlatma sanatı olan şiir... Duygularınızı yazıya döktüğünüz bu çalışmalardan dolayı tebrik ederim.