DİLSİZ ÇAN KULELERİ
Kendi akıntısında boğulmaktan korkan
Kıyısına varanı ürküten o derin nehir gibisin.
Adına çekilmiş hendekleri
Geceyle doldur.
Çıplak bir çığlık gibi
Kendi sesine bile yabancı düş.
Ardında, soğumuş bir kül tablası,
Yarım içilmiş bir çay,
Adını ağzına alamayan
Eski bir suskunluk bırak.
Gözlerin,
Zamansız bir kentin ortasında duran
İki dilsiz çan kulesi gibi…
Çağırıyor sanılırken içinde
Aşılmaz bir sessizlik saklı.
Hiçbir haritanın tamamlayamadığı
Kayıp bir kıta olsun bakışlarında.
İçinde büyüyen boşluğa yaklaşmaktan kork
Gözlerin umutla kimsesizliği
Aynı suda çoğaltmasın.
Her defasında o kadehin kıyısında kal.
Ne içindeki gece dinsin,
Ne suya gölgen düşsün.
Hiçbir yemin tenine tam oturmasın.
Sana giydirilen hayatları
Eski bir gömlek gibi çıkarıp bırak.
Dokununca ellerinden sıcaklık yerine,
Soğuk yıldızlar dökülsün
Sen...
El değmemiş bir kapının soğuk tokmaklarında,
Sessizce çekildin hayattan.
Bir kuşun gökten eksilmesi,
Bir nehrin yön değiştirmesi,
Bir mevsimin adını söylemeden bitmesi gibi...
04.12.2003
Ali Fırat DicleKayıt Tarihi : 11.08.2026 16:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!