döngünün çift yüzlü gerçekliği
tanrısal sorgular içinde
yılların yüzlere yansıyan birikimi
avuçlarda çizgi çizgi varoluşun kendisi
sonsuzluk
soğuk ve ıslak keder gibi kucaklıyor
gecenin sardığı yeryüzünü yalnızlık
yıldızlar sarışınlaşıyor
ay dönüyor karanlığa usulca
ve dar geliyor evren büyüklüğüne rağmen ilk defa
ağır bir makinenin sesi gibi
iniltili trenler
zoraki yolculuklarını tamamlıyor
bitkin ve yorgun
doğunun karamsarlığı
soğuk hüzünleri yükü
güneşin son bakışı bulutlara
son kıvılcımları gözlerimi tutuşturan
bir öbekte gizli
çizgi halinde
ışıkla etrafı oyalanan bulut
susun
bölmeyin ölümün sessizliğini
bir can ekleniyor toprağa
bir can daha karışıyor karanlıklara
ufacık bir beden ellerde
yürekler sızım sızım
gece kuşları ötüp
ormana yayıldığında karanlık
dupduru bir kadın gezinir
yabani topraklarda usulca
çığlık çığlığa sessiz sedasız
keskin çeliğe giydirilmiş
bakır hançerdeki kan kırmızısı
ancak ayna kadar parlak taşa dolan
bedenin iksiri
ancak ayna kadar parlak taşa dolan
ruhların kendisi
batıda düğümleniyor endişem
güneşi kaybeden yön en koyu karanlık
önüme duruyor dağlar
kayalarda can çekişiyorum
bir yol uzanıyor benden sana
ağaç ve ışık
ağaç beyaz sen beyaz
gölgeler oynaşıyor dallar arasında
yıldızlar konuyor uçlarına
gövdesinde eskimiş bir zaman
kökünde sevdanın en çetrefil yüzü
göğün bakır tezgâhında bilenir bulutlar
dökerler içlerini karanlığa
gece devleşip solurken kışı
beklenir beyazın ilk saltanatı
gecenin kalbine kalbine yürür
Selam Dilek
Huseyin Avni Sozen'den isen bana mail at mutlaka. [email protected]
Syg.
Cuneyt Evliyaoglu