Leyleklerin gittiği
Ve her zaman ki gibi martıların kaldığı
Bu koca şehirde
Satır aralarını dolduran anıları
Simit niyetine atıyoruz
Kapışıyor hüznün kuşları
İlk birayı içtiğimiz kayaya gidelim
Hani denizleri sererdik ayaklarımıza
Yeniden başlasın her şey
Hayatın batısına doğusuna
Arabanın soğuk buğusuna
Çizdiğimiz ne kadar tarihi eser varsa
Karşıdan gülümseyerek geliyorsun
Gözlerinde yolunu şaşırmış yıldızlarla
Bazen bir detaya bin takıyorsun
Sımsıkı sarılıyorsun kafiyelerine
Bir bakıyorum şehirden bıkmışsın
Derken başka kıtada hayatı seviyorsun
Seni görünce yüksek gerilim geçiyor içimden
Bütün sokaklarım seninle aydınlanıyor
Şarj ediyorsun kapanmak üzere olan ruhumu
Dalga oluyorsun bazen en açık denizde
Bense kumsalda bir kum taneciği
Aniden beni alıp en açıklarda bırakıyorsun
Saat bin dokuz yüz otuz üç
Antalya kalesinden karanlık Toroslara
Oradan yıldızlara
Oradan da evrenin sınırlarına
Gider buradan bir çift göz,
Akıl nerde fikir nerde sen neredesin…
Mevsimlerin en kötüsü de yalancı bahar,
Bir bakmışsın çiçek açmış salak düşlerin...
Ararsın yollarında
Kapıda duruşlarımda
Bir bekleme boşluğuna düşer düşmez
Yalnızlığına dokunuşlarımda
Ararsın
Hergün bir kahve hakkı doğuyor
Yudum yudum gelmek için kendine
Ya kapatır sisler karşı kıyıyı
Ya uzansan yakalayacaksın dünyayı
Ki hiçbirinde değilsin biliyorsun
Hala çocukların oynadığı ara sokaklar varken
Girmesin oyunları durduran arabalar,
Devrilmesin taştan kaleleri hayallerin…
Bazen geçmiş aniden kıvrılır,
Bir daha göremeyeceklerini
Son ana kadar görmek istersin,
Gözün takılır, aklın kalır, kalbin durur
Yol durmaz...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!