bir gün yeniden gelecek
bir gün, seni hiç beklemeden
senin için çok yeni bir duyguyla
hep yaşadığım benim
güneşle henüz
tanışmadığı zamanda
satır aralarımı hiç gözden geçirmedin
aslında benim satır aralarım değildi onlar
belki de seninkilerdi
beni ilgilendirmiyordu hiç
ben topu atıp tutma oyunundaydım
kendi duvarıma
bir şey olacak
haberci
mendilini sallayarak
yalpalanarak yorgun ayaklarının
üstünde getirecek
'kendi mağaranda yaşama' dedim
fesefeye boş verdim böylece
duvar işçiliğine soyundu tenim
betonun suyuna sapladım kendimi
senin için dörtlükler yarattım, bu şiirde
“çakıl taşı kadar özgür olmak isterdim” dedi
ayakları köpükler içindeydi,
adı denizdi ve kendisinin içinde duruyordu
sonra köpüklerini ayaklarının üstünde bırakarak
çekildi kendisinden, sürüklenen bir çakıltaşını
avuçları arasına aldı ve onu birşeylerden kurtarmış gibi bana baktı
özlemek?
hayır bu özlemek değil
sabahın topraktaki izi
ter, güneşte pişmiş
bir surat, sert ve diri
sevmedim hiç bir şeyi
bu kadar
yeni basılmış kitabın kokusunu severdim ben
bir de dizeleri beni anlatıyorsa
benim seninle
nevizade yokuşundaki adımlarımızı
nasıl izin verdim
ıslaklığının bulaşmasına
kendimi rahat hissetmeye
saçlarımı okşayan ellerinde
yorgun bir günün bitikliğine benzeyen sıcaklığında
kendimi kendime alıştırmaya
bir çiçek oluyorsun
ama seni koparmam için
su oluyorsun ama seni içmem için
gölgeniyorsun gülümsemenle
sana güneşi vermem için
hep bunu yapıyorsun
1.
(aklından uçmadan çıkarıver o bir çok sesi)
dudağın dudaklara değmeden hissetsin, kokuları almadan
çocukluk zamanından geri gelen elinle bardağı şerefe kaldırmadan
saçların, üstünde durdukları kemiği öfkeyle duvara fırlatmadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!