ah seni gördüm en güzel yerinde uykumun
senin yüzüne vardım
son deminde çalışkan yorgunluğumun
sırtım sırtın sandı kendini
gücünü duyman için
daha bir gömüldü içine taş yatağının
soruyu buldum
çok zor buldum
bir kayanın altında
kendi yosunundaydı
soru gibi değildi sonra
anlamlı bir bakış
toprağa çizildi.. gölgesinin uzunluğuna uyumlu biri gibi... buz tutmuş bir su kadar kırılgan ve keskin..
merdivenlerden in.. önce maskelerin üstüne kaplanmış gerçek yüzler göreceksin.. sağda solda karanlık.. düşer gibi gezin..sesin soracak, neredeyim? ..
(elin değdiğinde hissedeceksin, hafif bir sarsıntıyla dökülecek, bacakları kolları kırılmış plastik askerler, birkaç küçük yarış arabası, gözlerinden biri düşmüş bir bebek.. bir adım daha at.. ayağının altında çıtırdayacak...kırılmışlığı daha da kırılarak.. bir fırıldak.. duvara bak.. eski bir resim..eski bir araba...altında yorgun yıllar yazıyor olacak..biraz ilerle, yığılmış dosyalar arasındasın...hissettirilmeden paketlenmiş... paketin ağzında bir yazı: 'çizildi'... çizilince yağmuru emdi toprak.. yani kendini süzmek gibi..yani bir kağıt gibi eriyip kendine karışmak..)
bir çocuk eliyle
ön.not: Bu şiiri Dolunay Enver'le birlikte yazdık, bir doğaçlama; birimiz başladı diğeri devam etti, birimiz devam etti, diğerimiz başladı. Ne yapmak mı istedik? Hiç bir şey. -'hiç bir şey'in anlamını ve anlamsızlığını kim hissedebilir ki? sadece beraber yazan iki şair-
Teşekürler Dolunay..
geziyordum
uzun günler alacak seni koynuna
hem varolmayı hem yokolmayı yaşayacaksın
tam yakaladım derken
gerçek bu, işte kollarımda derken
kokumu hatırlayacaksın, vücudumun kıvrımlarını
çok uzun zaman gerekecek
aynı kaynaktan doğduğumuza
aynı suyu taşıdığımıza
bölündüğümüzde aynı acıya düştüğümüze inanman için
inandığında ben orada olmayacağım
aynı yerde olmadığımıza inanman için
yaşadığım şey neyse
senden gelmedi
böcek bile kendisini nasıl bilirse
kitaplığımı temizlerken bulduğum
bir şey
öyle kaldı yaşamımda
-ağrıdan soluğum kesildiği zaman istiyorum O’nu, kendimi insan hissetmediğim zaman;
duvara vurduğumda elimi kaldırıp zorla, hem de ne hissedeceğimi bilmeden (ah hiç olmazsa kendi yarattığım acıyı) ,
hiç bir şey ama hiç bir şey hissedemediğim zaman;
kendimi düşleyemediğim, karşımda duran kapıdan usulca içeriye süzülüp ağırca ve sopsoluk yere saçıldığımı göremediğim zaman;
eksik kaldığı zaman ve eksik kalmayanın ne olduğunu düşünemediğim,
başkalarının giysileriyle çırılçıplak, bir hayalet gibi bir anda kendi gözlerimde beliriverdiğim;
yılda üç ürün patates! ! işte o kadar.. ne deniz yakamozlarını süsler aynanda ne de toprağın ıslanır nemimden..neden bendeki bu gayret, uçurtmanı yeniden niye sarıyorum? sonra bodrum katı, kullanılmayan bisikletin yanı, tekerleri erimiş; oyuncak kutusunun üstü, evet tam orası.. artık huzurlusun..yaşadığın şey düşündüğüne yakın..düşündüğüne..yılda üç ürün patates....
hoşçakal canım
küf kokusu kımıldanır
ellerimin dokunduğu yerde
canım hoşçakal
başa çıkamam ben




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!